Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / FİGEN A. ÇALIKUŞU / Bayramlaşamayan partiler ülkesi
25 Mayıs 2020

Bayramlaşamayan partiler ülkesi

Bayramlaşmayı bile esirgedikleri partiler hasımsa ve o partilere oy veren milyonlar da hasım olacak öyle mi?

AKP üç parti, MHP ise dört parti ile bayramlaşmayacakmış.

Türkiye’deki partilerin bayramlaşma programlarına gözünüz ilişti mi?
Daha ziyade “bayramlaşmama” takvimi gibiydi. Hangi parti hangi partiyle bayramlaşmayacak!

Şaşırdım, Türkiye’de “yasamanın” hâline bak… Parlamento birbirine düşman grupların mekânı hâline gelmiş. Bayram gibi çok güçlü bir neden bile bu husumeti engelleyememiş.

Bu partileri parlamentoya kim gönderiyor? Türkiye’nin halkı olan seçmenler. Bunlar ne yapıyor, onları seçen halk birbirine düşmanmış gibi bayramlaşmıyorlar.

O zaman MHP’ye oy veren bir seçmen, HDP’ye oy veren bir komşusu ile ya da akrabası ile ya da kardeşi ile bayramlaşmayacak mı?

Size oy verenler asil, siz ise sadece vekilsiniz… Sizi parlamentoya gönderen asiller size bayramlaşmama yetkisi verdi mi?

Halkı bölme yetkisi verdi mi?

Yasama bir ülkenin ortak malı, tüm ülke halkının topluca temsil edildiği yer ise bu nasıl bir şuur ve zihniyet?

Üstelik bugün toplumsal konulara farklı çözüm öneren yarın ortak olabiliyor… İşte AKP ve MHP… Nasıl ağır suçlamalar, nasıl ağır husumet içindeydiler… Bugün koalisyon haline geldiler.

Ve eskiden onlarla müttefiklik yapanlara “bayramlaşmama” noktasında tavır aldılar. Partilerin birbirlerine düşman grup muamelesi yapmasının daha da korkutucu bir yanı var, şiddete davetiye çıkarmak.

Bu tavırdan huzur çıkar mı?

Yasamanın parçaları olan partilerin ülke bütününü ve halkın tümünü temsil ettiklerini unutup, basit bir nezaket bayramlaşmasına bile uzak kalmaları, o ülkede birilerinin şiddete de en keskin tavrı almamaları anlamına gelir.

Bayramlaşmayı bile esirgedikleri partiler hasımsa o partilere oy veren milyonlar da hasım olacak öyle mi?

Bayramlaşmayarak topluma vermek istediğiniz bayram mesajınız bu mudur yoksa?

Bu tavırdan diyalog çıkar mı?

Nitekim komşu katletmekten, çoluk çocuk, aile tehditlerine, kavanozlarda kurşun göstermelere, mezar kazmalara, boğaz suyunda boğmalara kadar yaygınlaşan ve sıradanlaşan şiddet dili, bayramlaşmayan parti yaklaşımının avama yansımasıdır.

Fikri olmayanın kaba gücüne abanmasıdır, siyasi partiden bunu mu anlıyoruz?

Ürkütücüdür, kabul edilemezdir, yasamanın varlığına, anlamına, ruhuna ihanet sayılmalıdır. Ülkenin demokrasiyle yönetilmediğinin resmidir. Gerçek bir demokraside önce yasama kavramının hakkı verilir. Bayramlaşamayan parti örneğine hiçbir sağlıklı ülkede rastlayamazsınız.

Parlamentolar gelişmiş demokrasilerde güncel siyaset, siyasal partiler ve siyasal iktidarın çok ötesinde bir anlam taşır. Parlamentoların tüzel kişiliği ve geçmişten gelen kimliği o ülkenin geçmişiyle de ta kendisidir.

Modern devlet teorisinde devlet “yasama, yürütme ve yargı” olarak tanımlanırken, yasamaya tüm partilerin toplamından daha fazla bir anlam yüklenir.

Gerçekten de yasamanın anlamına vakıf ülkelerde kritik durumlarda partilerin matematik sandalye dağılımından farklı sonuçlar doğurur, parlamento o halktır, parlamento o ülkedir, parlamento o ülkenin geleceğidir.  

Parlamento devletin birinci gücüdür, çünkü demokrasi ciddiye alınıyorsa parlamento sadece halkın iradesi değil, o halkın ta kendisi de olmalıdır.

Parlamenter bütün bu anlamların bilincinde olan kişi kabul edilir, yoksa gurkalaşmış bir gözüdönmüşlüğün parlamentoya girmesi, üye seçilmesi olsa olsa süte asit karıştırma gibi bir şuursuzluktur. Yasama ruhuna ihaneti hedefleyen bir yol kazası sayılmalıdır.

Parlamento o ülkenin ortak binasıdır. Partizanlığın ilkelliği ile çok derinden çelişen bir anlam ve ruh taşır.

Geçenlerde T24’te, Cemal Tunçdemir “Devletin Birinci Kuvveti” başlıklı çok güzel bir yazı yayınladı.

Parlamento binalarının devlet ve toplum nezdindeki önemini mimari üzerinden anlatıyordu. Ve yazısının bir bölümünde şöyle diyordu:

….parlamento binaları, adeta bir ulusal anıt gibi, o devletin anayasal düzeninde devamlılığının da çok önemli bir göstergesi kabul ediliyor.

İngiliz Parlamentosunun mekanı olan Westminster Sarayı, 1941'de Alman hava saldırıları ile tahrip olunca, yeniden inşada, döşeme dekorasyonuna kadar, eski haline harfiyen uyulmasına ve hiçbir değişiklik yapılmamasına dikkat edilecekti. Böylece, İngiliz demokrasisinin aynen devam ettiği vurgulanmış olacaktı

Benim ülkem 21. yüzyıl dünyasına bayramlaşamayan partiler, yasamayı algılayamamış parlamento, şiddete de göz kırpan bir umacılık içinde gidiyor.

Tabii ki Türkiye’ye ve bu halka güveniyorum. Ama bugünün resmi bu. Yazık.

İyi bayramlar...

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.