Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / MEHMET ALTAN / “Öyle gazeteler gördüm ki zaten yoktular”
26 Haziran 2019

“Öyle gazeteler gördüm ki zaten yoktular”

Bu kısa tarihçeye baktığımızda bizim henüz yüz yaşını kesintisiz tamamlayabilmiş bir gazetemiz olmadığını görüyoruz

 
Basın Tarihi ile cebelleşirken aklıma 1940 ila 1950 yılları arasında var olan gazetelerin akıbetini sorgulamak geldi…
 
Önce bu dönemdeki önemli gazetelerin bir listesini çıkardım :
 
-Cumhuriyet
-Ulus
-Tasvir-i Efkâr
-Tasvir
-Vatan,
-Tanin
-Akşam
-Tan
-Yeni Sabah
-Zafer
-Hürriyet
-Milliyet
 
Bu gazetelerden ilk ikisi zaten Cumhuriyet ve Ulus, Cumhuriyet’in kuruluşuyla yayın hayatına başladı. Aslında Akşam gazetesi bu iki gazeteden de eskidir, kuruluş tarihi 20 eylül 1918’dir, Necmettin Sadak tarafından kurulmuştur. Ancak Akşam çok inişli çıkışlı bir yaşam sürmüş, kapanmış, açılmış, yeniden açılmıştır. El değiştirmekle kalmamış nitelik de değiştirmiştir. Bu açıdan kesintiye  uğramadan sürekli yayınlanma açısından yaşayan en eski gazete 1924 doğumlu Cumhuriyet’tir, kendi macerasını yaşamaya da devam ediyor.
 
Zaten alt alta sıraladığım gazetelerin sadece dört tanesi günümüze ulaşabildi.
 
***
 
1918’de kurulan Akşam gazetesinin başyazarlığını uzun yıllar Necmettin Sadak (Sivas milletvekili, Dışişleri Bakanı) yaptı. Falih Rıfkı Atay millî mücadeleye karşı çıkanları eleştirdi. İkinci Dünya Savaşı sırasında Akşam gazetesinin editörü Necmettin Sadak Nazi Almanyası'na yakınlığıyla biliniyordu. Almanlar Sadak'a bir Mercedes hediye etti ve iddialara göre ve Türkiye'deki Alman Büyükelçiliği çoğu kez kumar borçlarını karşıladı. 
 
1957 tarihinde Malik Yolaç tarafından satın alındı ve Osman N. Karacan'ın yönetiminde Çetin Altan ve İlhami Soysal'ın yazılarıyla sola kaydı.
 
Gazete 1971'den sonra birkaç defa el değiştirdi ve sonra Türk-İş (Türkiye İşçi Sendikası)'nın yönetimine geçti. 9 Ocak 1982 yılında yayına ara verdi. 12 yıl aradan sonra 1994 yılı ortasında Ilıcak ailesi ismi ve marka hakkını alınca 14 Eylül 1994 yılında yeniden yayına girdi. Nisan 1997 yılında Çukurova Holding tarafından satın alındı.18 Mayıs 2013 tarihinde TMSF tarafından gazeteye  el konulmuştur.
 
21 Kasım 2013 tarihinde Sancak Medya Grubu’na satıldı.
 
***
 
Geçenlerde  kapanan Vatan gazetesinin de inişli çıkışlı bir macerası bulunuyor.
 
 Vatan’ın iki dönemi vardır: Birincisi 1923-25 yılları arasındaki ilk kuruluş dönemi; İkincisi de 1940’tan 1965’e kadar uzanan dönem. Her iki dönemde de gazetenin kuru­cusu Ahmet Emin Yalman’dır.
 
Gazete ilk olarak 26 Mart 1923’te yayınlanmaya baş­lamıştır. Enis Tahsin Til ve Ahmet Şükrü Esmer de gaze­tenin kurucuları arasındadır. Vatan’ın bu ilk dönemi 1925’ te Yalman’ın Elazığ îstiklâl Mahkemesi’ne verilmesine ka­dar devam eder.
 
Vatan’ın ikinci çıkışı 19 Ağustos 1940’tadır. Ahmet Emin Yalman Tan’dan ayrıldıktan sonra aşağı yukarı iki yıl Amerika’da kalacak ve 1939 sonlarında İstanbul’a dö­nerek yeniden Vatan’ı çıkartacaktır. Kâzım Taşkent, Ah­met Kara, Enver Adakan ve Ragıp Devres gazetenin kuru­luşuna yardım etmişlerdir.
 
Vatan aşağı yukarı DP’nin organı sayılır o yıllarda.
 
Vatan daha sonra da kapandı, açıldı ve en son geçenlerde yayınına son verdi. Basın tarihinin geçmiş yollarında yürüdükçe o sonraki dönemleri de göreceğiz.
 
***
 
1938’de İlhami Safa ile Cemaleddin Saraçoğlu’nun kurduğu Yeni Sabah’ın başyazarlığına Hüseyin Cahit Yalçın’ın gelmesi ile bu gazete İkinci Dünya Savaşı yıllarında büyük önem kazanmıştır.
 
Yalçın bir süre sonra Tanin’i çıkartıp Yeni Sabah’tan ayrılınca gazetenin durumu sarsıl­mışsa da birkaç yıl sonra da Yeni Sabah’ı Safa Kılıçlıoğlu satın alarak gazeteye yepyeni bir yön vermiştir.
 
***
 
Tasvir-i Efkâr’ı 1940 Mayısında Velid Ebüzziya ile ye­ğeni Zeyyat Ebüzziya kurmuş ve bir süre sonra başyazar­lığa Cihat Baban gelmiştir.
 
 
***
 
Bir kısım gazeteler ise İkinci Dünya Savaşı ertesinde doğar.
 
Örneğin Zafer gazetesi, 30 Nisan 1949’da Ankara’da DP organı olarak çıkmaya başlamıştır.
 
Gazetenin başyazarı Mümtaz Faik Fenik’tir. Adviye Fenik, Bahadır Dülger, Ahmet Muhip Dranas, Fazıl Ahmet Aykaç, Hikmet Yazıcıoğlu ve Orhan Seyfi Orhon da yazı kadrosundadır. Yazı işlerinin başın­da Fatin Fuat vardır. Zafer 27 Mayıs 1960’da kapatılacak­tır.
 
***
 
Gene 1949 yılında yayınlanmaya başlayan bir başka gazete Yeni İstanbul’dur.
 
Bu adı taşıyan ilk gazete, Abdullah Cevdet tarafından 1918'de çıkarılan ve kısa bir süre yayın hayatına devam eden gazeteydi. 1949'da tütün tüccarı Habib Edip Törehan tarafından Tünel'de basılmaya başlayan gazete de Yeni İstanbul adını taşıyordu.
 
1949-1964 arasında Habib Edip Törehan’ın çıkardığı gazeteyi 1964 yılından müteahhit Kemal Uzan satın aldı.
 
1973'te adı İstanbul olarak değişen gazete web ofset tekniğiyle renkli olarak yayınlanmaya başladı. İlhan Turalı ve Oktay Verel yönetiminde 300 bin satış rakamına ulaşan gazete, apartman dairesi kampanyaları  ve para yerine geçen özel kuponlarıyla tirajını hızla yükseltmeyi başardı.
 
1981'de bir süre kapandı ve sonra yeniden Yeni İstanbul adıyla yayımı devam etti.
 
***
 
1 Mayıs 1948’de çıkmaya başlayan Hürriyet gazetesi ile  3 Nisan 1950’de doğan Milliyet gazeteleri var… İkisinde de hem babam Çetin Altan, hem ağabeyim Ahmet Altan uzun süreler köşe yazarlığı yaptı.
 
Hürriyet ve Milliyet’in bugünkü hâlleri için söylenecek bir şey yok, yaşıyorlar işte…
 
Bizim aile açısından ise bu iki gazetenin yaşamları ayrı bir deryadır..
 
Oralara sonra geliriz…
 
***
 
Çok partili dönem itibariyle duruma daha yakından bakarsanız, konjonktürün güvencesiyle bazı sağ ve sol eğilimli gazetelerin  de listeye kıyısından köşesinden  eklendiğini görüyorsunuz. Bunu da anımsatmadan geçmeyelim.. Ama ne yazık ki ömürleri çok kısa olmuştur.
 
Necip Fazıl Kısakürek’in Büyük Doğu’su, Mehmet Ali Aybar’ın Zincirli Hürriyet’i gibi…
 
Tabii haftalık dergiler de var. Haftalık dergilerin başında bir basın efsanesi olan Marko Paşa gelir.. Sabahattin Ali ile Aziz Nesin’in çıkardığı Marko Paşa büyük bir baskı ile karşılaşır.
 
Marko Paşa akıl almaz baskılara karşı direnince tirajı bir ara 60 bine çıkar ama sonunda Sabahattin Ali ve Aziz Nesin tutuklanır. Aynı yumruktan Zincirli Hürriyet de payına düşeni alır, Aybar da tutuklanır.
 
Dönemin en narin sürprizi Sabahattin Eyüboğlu, Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat’ın yayınladığı edebiyat dergisi Yaprak olur ama kalıcı olamaz. 
 
Kaynak da Ankara’nın bir diğer edebiyat dergisidir.
 
İstanbul’da da Varlık, Yeditepe vardır.
 
***
 
Tabii ilk kez çıkan, kaybolan sonra yeniden çıkan gazeteler yanında fiilen saldırı ile ortadan kaldırılan gazete de tarihimizde yer alıyor.
 
Yakın tarihimizin bir kara lekesi olan Tan Gazetesi Baskını’ndan söz ediyorum..
 
4 Aralık 1945’te iktidar  himayesindeki gözü dönmüş bir  güruh tarafından basılarak yayınlanamaz hâle getirildi.
 
Bu olaylarla susturulan ve kapanan gazete ve dergi­ler şunlardır: Tan gazetesi (günlük), La Turquie (günlük), Görüşler (haftalık) ve yeni çıkmaya hazırlanan Yeni Dün­ya gazetesi.
 
***
 
Bu kısa tarihçeye baktığımızda bizim henüz yüz yaşını kesintisiz tamamlayabilmiş bir gazetemiz olmadığını görüyoruz.
 
Benim için daha ilginç olanı bu gazeteleri verdikleri haberlerden  çok siyasi pozisyonlarıyla hatırlamamız. Devleti şeffaflaştırma işlevini hemen hemen hiçbir zaman görememişler.
 
Sanırım Atilla İlhan’ın ünlü mısraını bir iki örnek dışında bütün basın tarihini kapsayacak biçimde biraz değiştirerek söyleyebiliriz :
 
 “Öyle gazeteler gördüm ki zaten yoktular…”

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.