Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / ÜMİT KIVANÇ / 5G: Yeni sivil mücadele alanı
09 Haziran 2019

5G: Yeni sivil mücadele alanı

Bazı devletlerde hukuk, haklar, yasa filan gibi şeyler var ve birtakım işleri bunlara uygun şekilde yürütmek gerekiyor


Dünya çapında haberleşme imkân ve yöntemlerini bir üst seviyeye sıçratacak 5G teknolojisi etrafında büyük gürültü kopuyor, kopacak. Bu teknolojinin öncelikli özelliği, haberleşme hız ve yaygınlığını şu ana kadarkinin çok çok üzerine çıkaracak olması. Muazzam hız ve kapasite artışı nedeniyle, dev boyutlardaki her niceliksel artış gibi, değişim işin niteliğini de kapsayacak.

Üst-orta sınıf ütopyaları

5G ile çok şey değişecek. Belirli aralıklarla kurulan baz istasyonları aracılığıyla sağlanan iletişimin yerini, çok daha sık aralıklarla her tarafa yerleştirilecek, daha küçük ileticilerin veri aktardığı ve pek çok cihazın birbiriyle haberleştiği, kapasitesi çok daha yüksek ağlar alacak. Böyle bir haberleşme kapasitesi artışı genel olarak günümüz kapitalizminin ürünü büyükşehir hayatına dair, daha çok tüketime ve konfora yönelik fanteziler eşliğinde takdim ediliyor: “5G’nin getireceği ultra hız ve kapasite, minimum gecikme süreleri ile birleşince kullanılan servislerin yetenekleri de tamamen yenilenecek. (...) örneğin siz sürücüsüz aracınızla ilerlerken bir mağazada ilgilendiğiniz bir ürünün indirimde olduğu bilgisini alacaksınız. Aracınız durup siz mağazaya girince cep telefonunuzda o ürünün hangi reyonda olduğunu görüp doğrudan oraya gideceksiniz. Ödemenizi yaparken indirim kuponunuz otomatik olarak kullanılacak. Ödemeyi yaptığınız anda aracınız çıkış kapısına doğru hareket ederek sizi almaya hazır halde bekleyecek. İşte bu süreçlerin milyonlarca kişi için anlık şekilde gerçekleşmesi ancak 5G teknolojileri ile mümkün hâle gelecek.”

Birkaç yıldır 5G hakkında okuduklarımız hep aynı rota üzerinde seyretti. Başka bir örnek: “Amerika’da ortalama internet hızı 50 Mbps olarak kabul ediliyor. Bu, ev ağı için kullanılan hız. 5G’nin sunduğu hız ise tam olarak 6.4 Gbps, yani 50 Mbps’den 120 kat daha hızlı. Evimizde tek bir 4K videoyu açarken bile zorlanıyor olsak dahi, bu internetle yüzlerce 4K videoyu aynı anda açabiliriz.”

Bütünüyle ayrıcalıklı bir üst-orta sınıfın başlıbaşına ayrıcalık tatma seansı haline getirilmiş tüketim ayinlerinde mest olarak akıllı eşyadan müteşekkil evinde konforlardan konfor beğeneceği bir hayat vaadiyle sunulan 5G’nin yaygın kullanımıyla birlikte adım atılacak ortam ne yazık ki böyle bir orta sınıf ütopyasından ibaret değil.

Huawei muamması

İnsanlığı yeni bir iletişim devrimine sokacak olan 5G de, şüphesiz, bugüne kadarki teknolojik gelişmelerin hemen hepsinde olduğu üzre, askeriyenin ihtiyaçları giderilirken ortaya çıkan imkânların bize sunulan kısmı -büyük ölçüde. Günümüzün teknolojisi, araştırma-geliştirme işlerinde, askeriye odaklı merkezî faaliyetin yanısıra çok sayıda özel girişime ve çeşitliliğe imkân verdiği için, bu genel seyrin dışında bazı imkânlara da kavuşabiliyoruz.

Ancak bütün dünyanın haberleşme tarzını ve kapasitesini değiştirecek 5G böyle bir şey değil. Şu anda elde ettiği ilerleme yüzünden başta ABD, iri kıyım Batılı devletler ve Hindistan’ın şüpheci bakışlarını üzerinde toplayan ve giderek âdetâ bir stratejik hedef haline gelen Çin’in Huawei firmasını Çin devletinden, özellikle ordusundan bağımsız görmek imkânsız. Huawei’nin kurucusu Ren Zhengfei, eski bir ordu mensubu ve ordudayken yaptığı iş, “enformasyon teknolojisi araştırma-geliştirme grubu”nda çalışmak. 1980’lerin ikinci yarısında beş bin dolar gibi pek mütevazi bir sermaye ile kurduğu şirketi bugün yılda doksan küsur milyar dolar gelir sağlar hale getiren eski ordu mensubu, Çin devletinin yapısına ve kurduğu ilişki ağına uygun düşen bir portre değil. Bu yüzden, 5G’de şu anda herkesten ileride -ve güzel kameralı cep telefonu şirketinden hayli fazla bir şey- olan Huawei’nin ekipman ve donanım sağlayarak 5G altyapısı kurmak üzere anlaşmalar yaptığı ülkelerde huzursuzluk büyüyor. ABD, Huawei’ye neredeyse savaş açtı, Birleşik Krallık istihbaratı her türlü Huawei donanımının hassas yerlerden uzaklaştırılmasını tavsiye etti, gerisi de gelecek belli ki.

5G ile ilgili siyasî tartışma bu yüzden, Batılı devletlerle Çin arasındaki bir potansiyel casusluk savaşının başlıca konusu gibi izleniyor. Oysa insanlığın yakın geleceği bakımından çok daha hayatî başka tartışmaların yapılması gerekiyor.

Dehşete düşen bekçiler

Nitekim devletler 5G’nin bireylere ve sivil topluluklara sağlayabileceği haberleşme hız ve güvenliği potansiyeli karşısında âdetâ dehşete düşmüş durumdalar. Derhal birtakım tedbirlerin alınmasını, 5G ile yürütülecek haberleşmenin devletlerce her an denetlenebilmesi için teknik ve yasal düzenlemeler yapılmasını talep eden güvenlikçiler, istihbaratçılar ve siyasetçiler seslerini yükseltmeye başladılar.

Haziran başında Der Spiegel’de yeralan  bir habere göre, Almanya’da eyaletlerin adalet bakanları, 5G’li iletişimin bireyler açısından şimdikinden daha “güvenli” olması, yani haberleşmenin devletçe şimdiki kadar rahatça izlenememesi, dinlenememesi ihtimalini ciddî dert edinmişler. On altı eyalet adalet bakanının -onu sağcı partilerden- ilkbahar konferansında kapanış bildirisi cinsinden bir metin kaleme alındı ve burada bu kaygı apaçık dile getirildi: “5G ağlarını kuracak olanların, soruşturma makamlarına, telekomünikasyon denetimi verilerini, bugüne kadar olduğu gibi, bugünküyle aynı kapsamda ve aynı teknik kalitede sunabilecek konumda bulunmaları ve bunu yapmaya yasal bakımdan zorunlu tutulmaları hedeflenmelidir.”

Ne hoş! İstediği yerde selfie çekebiliyor, hayatını tek satır okumadan, başkasına faydalı tek iş yapmadan, bütün gün boş boş mesajlaşarak, telefonlaşarak geçirebiliyor diye kendini özgür sanan günümüz büyükşehir ayrıcalıklı insanı nasıl da birilerinin pençesinde dans etmekte! Pençe açık tutulduğu için kendini özgür sananların dünyasına şimdi pençenin ne zaman kapatılıp tekrar açıldığını bile fark edemeyeceğimiz imkânlarıyla 5G geliyor. Hattâ pençe kapanmışken bile açık sanabileceğimiz sanal gerçeklik faslıyla.

Almanya’nın eyalet adalet bakanları, 5G geldikten sonra şimdiki denetim mekanizmalarının ve yasaların yeterli ölçüde gözetim-denetime elvermeyeceği gerçeğinden hareketle, bu alanlarda değişiklikler talep ediyorlar. Devlet ve düzenin bekçilerini en çok rahatsız eden hususların başında, uçtan uca şifreleme içeren mesajlaşma uygulamaları geliyor. Bugün de devletler açısından henüz tam çözülmemiş bir sorun bu. Bulabildikleri tek çare, haberleşecek telefonlara, yollanan veya alınan mesajlar şifrelenmeden önce bunları devlete iletebilecek “Truva atları” yerleştirilmesi. Bu da tabiî, kitlesel ölçekte, rastgele uygulanabilecek tedbir değil. Devlet-düzen bekçileri, 5G’nin getireceği muazzam hız ve gelişmiş imkânlarla, denetleyemeyecekleri haberleşmenin çok daha yaygın hale geleceğinden endişeliler.

Der Spiegel muhabiri Patrick Beuth’un sözkonusu yazıda aktardığına göre, bekçilerin ikinci büyük endişe kaynağı, baz istasyonu odaklı haberleşme sayesinde elde edebildikleri telefon kayıtlarından mahrum kalacak olmaları. Baz istasyonunun civarından geçen her telefon orayla bağlantı kurduğu için, belirli bir zamanda nerede kim dolaşmış, bunun bilgisine ulaşılabiliyor. Baz istasyonlarında, SIM kartlara kayıtlı kimlik bilgisine ulaşıp bunu kaydeden düzenekler var. Oysa 5G teknolojisi, akıllı telefona, yakındaki aktarıcının kimlik bilgilerine el uzatıp uzatmayacağını gösterebiliyor ve bundan kaçınmayı sağlayabiliyor. Ayrıca 5G’de kimlik bilgisini görünmez kılma imkânı var. Böylece kimsenin baz istasyonunun yakınından geçip geçmediğini tesbit etmek mümkün olmayacak. Ancak servis sağlayıcının server’ından bu kimlik bilgisine ulaşılabilecek. Bu yüzden devletler servis sağlayıcıların istendiğinde kimlik bilgisi verilerini polise vermelerini sağlama alma peşinde.

Bu konu bize pek lüks ve fantezi geliyor olabilir. Haliyle. Ancak bazı devletlerde hukuk, haklar, yasa filan gibi şeyler var ve birtakım işleri bunlara uygun şekilde yürütmek gerekiyor.

Servis sağlayıcılar devlet hizmetine alınacak?!

Görece demokratik, hak-hukuk devletlerinin demokrasi ve hak-hukuktan bir yere kadar hoşlanan yöneticilerinin 5G ile ilgili dertlerine devam edelim. 5G teknolojisiyle, kullanıcılar belli ölçüde doğrudan bağlantı da kurabilecekler. Yani servis sağlayıcının ağından ve server’ından geçmeden. Bu, devletin özel konuşmaları dinleme kapasitesinde, miktar olarak değilse de nitelikçe hayatî kayba yolaçabilir.

Aynı şekilde, servis sağlayıcının elindeki ağı sanal parçalara bölerek başkalarına kiralayabilmesi de bekçileri ürkütüyor. Almanya eyalet adalet bakanları, “öyle şey olmaz!” demeye getirmişler: Servis sağlayıcı, “ne yapayım, orası benim sorumluluğumda değil” diyemez, ille de istenen her türlü veriyi devlete sunmak zorunda olmalı!

Adalet bakanlarının özgürlük karşıtı bu çırpınışının hemen ardından, eyaletlerin içişleri bakanları da toplandı ve onlar da benzer taleplerle ayağa dikildiler. Onların da “mevzuatı yeni teknolojiyle uyumlu hale getirme” yönündeki taleplerinin gerisinde yatan dert, tutturdukları hedef vs. aynı. Kendilerince çözümün en önemli ayağı olarak gördükleri ve dile getirdikleri şey de aynı: Servis sağlayıcılara “işbirliği zorunluluğu” dayatılması. “The Godfather” felsefesiyle ifade edecek olursak: o şahane 5G’yi bize en geniş sırıtmayla, en şaşaalı promosyonla, en büyük kıyaklarla sunacak olan her kimse, en acımasız ajan o olacak. Servis sağlayıcı, fiilen devlet istihbaratının birimi gibi çalışacak.

Buna karşılık, her gece yüz seksen iki kanaldan beş yüz yirmi diziyi muazzam hızlarda ve 4K kalitesinde izleyebilecek, sırttan selfie’mizi bir saniyede galaksinin derinliklerine gönderebileceğiz.

Ya da yeni bir haysiyet mücadelesine girişeceğiz. Demokrasi, hak-hukuk mücadelesi de diyebiliriz. “Sivil” dedim, ama galiba hata ettim; bizde pek sevilmez bu laf.

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.