Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / FİGEN A. ÇALIKUŞU / O hâlde 2. Attalos’u da sünnet edelim…
27 Mayıs 2019

O hâlde 2. Attalos’u da sünnet edelim…

Kesik Minare’nin doğumu M.S. 2. yüzyıl, yaşı ise 1700. Selçuklular ile tanışması ise ancak 700 yıl önce, bin yaşında iken…

 

 

Önce size bir bilgi yarışması sorusu: “Antalya kentini kim ne zaman kurdu?”

Bilmiyorsanız yorulmayın, cevabı hep beraber Antalya Valiliği web sitesinden okuyalım:

“Attalos Yurdu” anlamına gelen Antalya, II. Attalos tarafından kurulmuştur.

2. Attalos, M.Ö. 220 Yılında Bergama’da doğup M.Ö. 138 yılında gene aynı yerde ölen Pergamon Kralıdır.

Yapılan arkeolojik kazılarda Antalya ve bölgesinde, günümüzden 40 bin yıl önce insanların yaşadığı ispat edilmiştir. Milattan önce 2000 yılından bu yana bölge, sırasıyla; Hitit, Pamphylia, Lykia, Kilikya gibi kent devletlerinin ve Pers, Büyük İskender ile onun devamı sayılan Antigonos, Ptolemais, Selevkos, Bergama Krallığı’nın idaresine girmiştir. Daha sonra Roma Devleti, hüküm sürmüştür.

Kısacası Antalya kurulduğundan beri bir insanlık mirası, kültürel zenginliği de buradan geliyor.

Bu doğrular ortada iken, geçen gün havuz medyasında kentimizin simgelerinden olan Kesik Minare ile ilgili bir haber okudum, haberi size de aktarayım:

Antalya'nın fethinin simgelerinden olarak kabul edilen, 1896 yılında çıkan yangından beri harabe hâldeki Şehzade Korkut Camisi'nde 123 yıl sonra ilk defa ezan okundu.

Antalya Valisi Münir Karaloğlu'nun girişimiyle Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün yaptığı restorasyon çalışmaları geçen yıl başladı.

Caminin “Kesik Minare” olarak anılmasına neden olan minaresi, aslına sadık kalınarak yenilendi.

Her geçen gün heybeti daha fazla ortaya çıkan camide minarenin tamamlanmasıyla 123 yıl sonra ilk ezanı bu cuma sabah namazında, Muratpaşa Camii'nin baş imamı hatibi Engin Şahin çıplak sesle okudu.

Bu tarihî âna tanıklık etmek için minarenin dibine kadar gelen civarda yaşayanlar ezan sesiyle gözyaşlarını tutamadı.

Ezanın okunmasının ardından Antalya Müftüsü Osman Artan dua etti. Müftü Artan, 123 yıldır kapalı olan, ezan okunmayan harabe vaziyetteki Şehzade Korkut Camisi'nde sabah namazında ilk ezanı okumanın kendilerine nasip olduğunu söyledi.

Artan, “Artık bu camiden günde 5 vakit ezan okunacak” dedi.

Türkiye’de basına ve yargıya güven çoktandır kalmadı. Üstelik yandaş medya söz konusu olunca güvensizlik de iki kez artıyor.

Antalya Bizanslıların hâkimiyeti altındayken, 1207’de Selçuklular tarafından Türk topraklarına katıldı. Anadolu Beylikleri devrinde ise Teke Aşiretinin bir kolu olan Hamitoğulları’nın egemenliğine girdi.

O sırada Kesik Minare’nin durumu neydi, geçmişinde şeceresinde ne vardı?

Hemen söyleyeyim de yandaş medyaya neden güvenilmediğini de bir somut tarihsel anıtın geçmişi üzerinden görelim:

Kesik Minare Cami, Korkut Cami veya Cumanın Cami, MS 2. yüzyılda aslen bir Roma tapınağı olarak inşa edilmiştir.

7. yüzyılda, Bakire Meryem'in anısına bir Bizans kilisesine dönüştürülmüş, ancak Arap işgalleri sırasında 7. yüzyılda ağır hasar görmüştür.

Kesik Minare’nin doğumu M.S. 2. yüzyıl, yaşı ise 1700.

Selçuklular ile tanışması ise ancak 700 yıl önce, bin yaşında iken…

Şimdi bu insanlık mirası büyük bir kültürel zenginliği biz son 150 yıla indiriyoruz, bir adım ötesinde cami var iken Kesik Minare’ yi de beş vakit namaz kılınan bir camiye dönüştürüyoruz.

Bu bizi zenginleştirir mi, yoksa Antalya’nın evrensel müze olmasını zedeler mi?

Ortak kültürel mirasın bize sağladığı büyük bir hazineyi yadsıyarak, Antalya’nın dünyanın göz bebeği kimliğini de zımparalamaya başlarız.

Hitit, Pamphylia, Lykia, Kilikya gibi kent devletlerinin ve Pers, Büyük İskender ile onun devamı sayılan Antigonos, Ptolemais, Selevkos, Bergama Krallığı’nı daha sonra Roma Devleti’ni bir yana iterek tek bir din üzerinden hayata bakmak, evrensel bir kente tek tip bir kimliğe hapsetmek bizi cılızlaştırır.

Bu yaklaşım sonunda kentin tüm geçmişini inkâra, Antalya’nın kurucusu 2. Attalos’a husûmete götürür.

Vaktiyle Attalos Heykeli ciddi tartışmalara neden olmuş, Pergamon Kralı’na yönelik alerjik yorumlar görülmüştü.

Şimdi daha geri bir noktadayız.

Milattan önce 150’lerde kurulan bir koca uygarlık kentinin varlığını neredeyse son yüzyıla indirgemek isteyenler var.

Kentin tarihini ve kimliğini inkâr edecek isek, Antalya kentinin kurucusu 2. Attalos’u da sünnet ettirelim, içini böylece ferahlatmak isteyenler rahatlasın.

İnsanlığa düşmanlığı hiçbir din kabul etmez, Müslümanlık da tabii ki etmez.

Din sömürüsü üzerinden var olmaya çalışan siyasal İslam kentte Kesik Minare’yi propagandasına alet etmeye çalışırken, Antalya’yı da insanlığın ve dünyanın parçası olmaktan çıkarma gayretinde.

Antalya’nın doğal zenginliği kadar önemli olan tarihsel zenginliğini de zımparalayın bakalım, ne işe yarayacak?

İnsanlığın Antalya’daki dünya mülküne böyle el koyanlar, hak ettiği şekilde isimlendirilerek “insanlık yürüyüşüne çelme takmaya kalkanlar” listesindeki yerini alacak, takdirle anılacaktır.

Gözden kaçmayacağına sizi temin ederim, insanlığın onurlu yürüyüşü yüzyıllardır devam etmektedir ve edecektir.

 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.