Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / FİGEN A. ÇALIKUŞU / Devlet otoriterleşiyor, toplum liberalleşiyor
05 Mayıs 2019

Devlet otoriterleşiyor, toplum liberalleşiyor

Güvenlik güçlerinin İstanbul’a yığılacağı ve onların oylarıyla İstanbul seçimlerinin kazanılacağı dedikodusu yayılıyor

 


Doğrudur, okurlar haklı, görünürde epeydir sallanıyorum.


Ama işin aslı 14 Mart tarihli yazımın sonunda var:


“Yerli ve millî” edebiyatımızın pîrlerinden Ömer Seyfettin şöyle diyor :


“Memleketin, devletin bekası senin elinde...”
 
Sefalet ücretiyle çalışan 9 milyon 223 bin yurttaşımız başta olmak üzere…

Bu memleketin ve devletin bekası da bizim elimizde.

Ispanak fiyatlarının bile özgürce alıp başını gittiği bir ortamda…

Kendi geleceğini yani bekanı düşünerek davran…

Öyle davran ki, 1 Nisan bahar olsun.”


Çok şükürler olsun ki 1 Nisan bahar oldu…


Ama İstanbul’da “çamura yatmak” isteyenler var… Hukukun tümden süpürülmesini isteyenler var.


O süreci bekleyedurdum ama süreç kabak tadı verince, bu sabırlı bekleyişten vaz geçtim. Beklediğime de pişman oldum…


İşin bir vahim yanı var, İstanbul seçim sonuçları iptal edilirse, korkarım “serbest seçim” istemeyen güç yanlısı bir irade devlete egemen olmuş olabilecek, biraz da ondan sallandım…


Bu çok kötü olur… Ama maalesef artan ve yoğunlaşan söylentiler bu istikamette. Güvenlik güçlerinin İstanbul’a yığılacağı ve onların oylarıyla İstanbul seçimlerinin kazanılacağı dedikodusu yayılıyor.


Ama sonda söyleyeceğimi  baştan söyleyeyim, halkın oyuyla kaybettiğini  hukuku fazlasıyla zorlayarak  kazanma  hamlesi ülkeyi fazlasıyla zorlar ama siyasal iktidara da  çare olmaz. Siyasal iktidarın toplumun arzu ve isteklerinin tam aksi istikamette daha da hızlanarak koşmasını ispatlar.  


Halbuki 31 Mart şunu gösterdi: “Devlet otoriterleşmeye  hız verdikçe, toplum liberalleşiyor.”

 

Dikkatinizi çekti mi, bilemiyorum ama birkaç gün önce CHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Açıkel, MYK üyelerine 31 Mart seçimlerine ilişkin siyasi analizlerin yer aldığı sunum gerçekleştirdi. 


CHP Merkez Yönetim Kurulu’nda  gerçekleştirilen siyasi analizde, 31 Mart’ta Türkiye’nin bütün demokratlarının ittifak yaptığı değerlendirmesi yapıldı.


Sosyal demokratlar, milliyetçi demokratlar, muhafazakâr demokratlar ve Kürt demokratların bir araya gelerek demokrasi ittifakı yaptığı belirtildi.


Herhalde liberal-demokratlar da rahatça bu listeye ilave olunabilir…

 

Bu dayanışma ihtiyacı ve gerekçeleri iyi okunduğunda görülen; bu dayanışmanın sadece farklı kesim demokratların ittifakını oluşturmadığı, onların özgürlük anlayışlarını da genişlettiği, liberalleştirdiğidir.

 

Bugün bu genişlemenin özgürlük taleplerinin daha yükseldiği toplumsal bir liberalleşmeyi işaret etmekte olduğu anlaşılmaktadır.


Sunumda, demokratların bir araya gelerek ittifak yaptığına işaret edildi, bunun sonucunda oluşan siyasi güç için ise “demokrasi ittifakı” tanımı yapıldı.

Sunumda; demokrasi ittifakının başarısının stratejik ayakları üç madde halinde sıralandı.


Buna göre ilk maddede; partiler arası ittifak, dirsek teması ve diyaloğun başarıya büyük katkı sağladığına işaret edildi.


Seçim boyunca partiler üstü bir iletişim dili kullanılmasının da başarıyı getiren bir başka etken olduğu vurgulandı; gerçekten bu tespit çok önemli, “demokrasi ittifakı” söz konusuysa kullanılan siyasal dil de  demokrasinin, demokratik değerlerin dili olmalı, öyle de oldu.

 

Doğrusu üç büyük kentte kazanan adayların profilleri de toplumun nasıl özgürleştiğini  gösteriyor…


İzmir’de başarı Çav Bella şarkılarıyla kutlandı…


“İşte bir sabah uyandığımda
Çav Bella Çav Bella Çav Bella Çav, çav, çav
Elleri bağlanmış bulduğum yurdumun “
Sen gömmelisin ellerinle beni
Ellerinle toprağına

Güneş doğacak açacak çiçek”…

 

Ankara’da misket oynandı, İstanbul’da horon tepildi…


Bu çok farklı adayların etrafında da çok geniş ve çok farklı büyük bir toplumsal çoğunluğun farklı, birbirine benzemez, özgür ve değişik bir yaşam ve ortam istediğini ispatlıyor.


Tek adamlığı, tek tip yaşamı, yediğinden içtiğine, çocuk sayısına kendisini bunaltan ve dikte ettirilen kavgacı talimatlardan da fazlasıyla sıkıldığını ispatlıyor…


Halk için bahar olan, burada boza pişirmek isteyen talancı kırk haramiler için karabasana dönüşüyor…


Bu yakın geleceğimiz için ürküntü verici senaryoların devreye sokulabileceği ihtimallerini artırıyor…


Ama ne gam…


Eğer devlet otoriterleşirken toplum liberalleşiyor ise orada  o halkın talebi karşısında kimse duramaz.


Ama arzumuz ve isteğimiz, gönülden talebimiz toplumsal acıların büyümesi gibi bir lanetli bir fitilin ateşlenmemesi…


 “İşte bir sabah uyandığımda
Çav Bella Çav Bella Çav Bella Çav, çav, çav
Elleri bağlanmış bulduğum yurdumun
Sen gömmelisin ellerinle beni
Ellerinle toprağına

Güneş doğacak açacak çiçek”….

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.