Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / FİGEN A. ÇALIKUŞU / “Adalet Bakanlığı’nı arayıp, sakın rahatsız etmeyin!”
12 Ocak 2019

“Adalet Bakanlığı’nı arayıp, sakın rahatsız etmeyin!”

Yaşasın devletimin insan hakları daire başkanlığı. Yaşasın vatandaşı olduğum TC devletinin Adalet Bakanlığında görevli müdürü...

 

Hiç hak ve hukukunu ararken, aradığınız bir devlet dairesinde telefondaki yetkiliden şöyle bir cevap aldınız mı:

“Burası devlet dairesi, bir daha aramayın, sakın bir daha rahatsız etmeyin.”

Maaşını sizin ödediğiniz ve vatandaşlarına hizmet etmekle yükümlü devletin bir memuresinin hakkı ve hukuku peşinde koşan bir vatandaşa verdiği cevap bu:

“Burası devlet dairesi, bir daha aramayın, sakın bir daha rahatsız etmeyin.”

Kim mi?

Bu cümleleri telaffuz eden bir kadın müdür.

Nerede mi?

Adalet Bakanlığı’nda çalışan bir müdür.

Neresinde mi, söyleyeyim şaşıracaksınız:

Adalet Bakanlığı’nın İnsan Hakları Daire Başkanlığı’nda çalışan bir müdür bu hanımefendi.

Adı mı ?

Adı Zeynep.

Soyadı mı ?

Var ama onu da siz bulun…

Siz bulun diyorum, çünkü Adalet Bakanlığı’nın İnsan Hakları Daire Başkanlığı’nda çalışıp da bir vatandaşa “Burası devlet dairesi, bir  daha aramayın, sakın bir daha rahatsız etmeyin” diyen bir müdür, meraka değer birisi…

Bu nedir böyle dediğinizi duyar gibiyim, çok haklısınız, bu karşılaşması hayli zor bir durum, hele hele sağlıklı bir ülkede yaşanması mümkün değil…

Anlatayım.

Kendisi ile müşerref olma şansına nasıl eriştim, oradan başlayayım.

Müvekkilimin, geçen yıl 20 Mart 2018 tarihinde verilen AİHM kararının tercümesinin yapılıp yapılmadığını sormak için Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı Tercüme Bürosunu aradım.

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan vatandaşların hak ihlallerine muhatap olmamasının garantörü olan Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, vatandaşını koruyamamış, Avrupa’nın en yüksek mahkemesi de tutuklamanın haksız olduğuna karar vermişti.

AİHM üç ayrı hak ihlali saptamış ve tazminat ödemesi yolunda karar vermişti.

Karar İngilizce ve Fransızca yazılmış, daha sonar Romen Devleti Romence’ye de çevirtmişti…

Adalet Bakanlığı ise tam bir yıldır AİHM metnini Türkçe’ye çevirmemişti, onun peşindeydim…

Daha önce de birkaç kez aramış ve nazik bir üslup ile cevap almış idim.

Verilen cevap tercümenin tamamlanmak üzere olduğu idi. Tamamlanmak üzere olduğu söylendiği için bir kez daha arayıp bilgi almak istedim.

Bu kez yüreği insan sevgisi ile dolu, hizmet aşkı başını döndürmüş müdüre hanıma telefon bağlandı.

Hizmet aşkı ve insan sevgisi ile yüreği dolmuş  bu hanım müdüre, dolduğu için de taşmış müdüre:

“Burası devlet dairesi, bir daha aramayın, sakın bir daha rahatsız etmeyin.”

Yaşasın insanlık.

Yaşasın devletimin insan hakları daire başkanlığı.

Yaşasın  vatandaşı olduğum TC Devletinin Adalet Bakanlığında görevli müdürü.

Eklemek isterim bir o kadar da adaletli ki sormayın.

Benim, sizlerin verdiği vergiler ile maaşını alan müdür hanımdan, size niye böyle bir iyilik yapılsın ki, kaç para ise ödeyin tercümesini yaptırın cevabını da  aldım.

Müdüre değil adeta hizmet fenomeni.

Bu bir iyilik değil bakanlığın her zaman yaptığı bir uygulama idi oysa.

Ben bir çaba ile önceki görüşmelerimi izah etmeye çalışırken “bomba” bir cevap aldım:

Bizim böyle bir sorumluluğumuz yok, hem unuttunuz mu biz sizin karşı tarafınızız.

“Karşı taraf”… Neyin karşı tarafı?

Devletin anayasayı çiğneyerek mağdur ettiği vatandaşlar ve avukatları bu müdürün “karşı tarafı”ydı…

Verilen karar da üç ayrı hak ihlali ve tazminat ödemesi yolunda kabul kararı üstelik. Adalet Bakanlığı memurları Anayasa’yı delik deşik etmiş, insanların özgürlüğünü gasp etmiş, AYM Genel Kurulu ve AİHM bunu tespit etmiş, müdüre hanımın umuru değil, ona göre bunlar  “Koy sepete, geç karşıya” durumları… 

Anladığım o çiğneyen taraf, bizler çiğnenen taraf…

“Burası devlet dairesi, bir daha aramayın, sakın bir daha rahatsız etmeyin.”

Bir mahcubiyet? Yasa? Anayasa?

İnsan Hakları Sözleşmesi?

Geç bunları, biz karşı tarafız… Çiğnenen taraf..

Vallahi cevabı duyunca aklıma “Hacivat-Karagöz duası” geldi, Kendi kendime söylendim: 

“Elemtere fiş, kem gözlere şiş…”

Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesinde görevli alelâde bir müdüre hanım AİHM’in verdiği karara kızgındı anlaşılan.

Biz karşı tarafız, size neden iyilik yapalım ki diyebiliyordu.

Bu yazıyı yazarken  AKP Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin partili Cumhurbaşkanın sesi geliyordu televizyondan ;

“Ulaşılmayan yetkili olmaz” diyordu…

Ve  kliyordu :

Kale içeriden fethedilir, milletle bağın koptuğu gün misyonumuzun bittiği gündür.

Sayın Cumhurbaşkanı tebdili kıyafet edip Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Daire Başkanlığı’ndan Zeynep Hanım’ı bir arasanıza… Misyonu, vizyonu, tarafı bir görün lütfen…

Yeni bir yıla girdiğimiz bu günlerde, Adalet Bakanlığının İnsan Hakları Daire Başkanlığında müdüre hanım beni içeriden fena fethetmişti. Sizi de etsin….

Telefonda bir avukat, bir vatandaş olan bana hizmet etmekle görevli bu müdüre hanım milletle bağı en güzel şekilde tesis etmenin örneğini veriyordu..

Hukuka, anayasaya, temel hak ve özgürlüklere, ağır hukukî ihlallere karşı taraf, içindeki ses, dış sese  dönüşüyor, ne diyordu :

Burası devlet dairesi, bir daha burayı aramayın, rahatsız etmeyin!!!

Tuh, tuh, tuh…

“Elemtere fiş, kem gözlere şiş”

Karagöz’üm, Hacivat’ım.
 
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.