Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / MEHMET ALTAN / Redingotlu saksağan…
07 Kasım 2018

Redingotlu saksağan…

Saksağanın kısa süren sürpriz ziyaretinden sonraki en önemli gelişme meyve ve sebzelerimizin kantinden her zamankinden daha erken gelmesi oldu

 
İttihat ve Terakki’nin öldürdüğü ilk gazeteci Hasan Fehmi ama orada  durmuyor… İttihat ve Terakki iktidarında gazeteci cinayetleri ardı ardına sökün ediyor.
 
Ahmet Samim, Zeki Bey, Hasan Tahsin….
 
Birden İttihat ve Terakki dönemi basın cinayetleri çok fazla geldi, durdum… Bir ölüm zincirini anlatmanın yıpratıcılığına en azından bugün hazır olmadığımı hissettim. 
 
Koca kalın bir klasör olan Silivri Notları’ma sığındım… Yani eskisini bırakıp basın tarihinin güncel versiyonuna yöneldim.
 
İttihat ve Terakki döneminin kâbus yıllarını ayrıntılı hikâye etmek yerine  geçen yıl bu tarihlerde hapishanede  neler yazdığımı merak etmek bile daha iyi geldi, garip  ama bunu bile  yeğledim.
 
***
 
2 kasım 2017 Silivri Notları’nda şunlara  rastladım:
 
“Tanzimat 3 Kasım 1839 yılında ilan edilmişti. 178. yıl dönümünü Silivri Cezaevi’nde anımsadım.
 
Bir çırpıda buranın tarihsel kırılma hattının belli başlı köşe taşlarını sıralamak  istedim :
 
Yereller ve evrenselciler; içe  kapanmacılarla dışa açılmacılar; alaturka ile alafranga zıtlaşması hep yaşanagelmiş.
 
Bugün bu zıtlaşmaların daha da katmerlenmesini mi yaşıyoruz, Mehmet Akif Ersoy kanadından Tevfik Fikret zihniyetine bir saldırı hareketi mi var ?
 
***
 
Satır başlarıyla bunları geçmişten bugüne getirmeye kalkışınca , olup biteni tarihsel kırılma ve gerilimler üzerinden kaba taslak bir dizgiye yerleştirmek mümkün olur mu diye düşünüyorum.

- Osmanlı’da  Anadolu Beylerbeyi –Rumeli Beylerbeyi
- Birinci  Meclis’te 1.Grup – 2. Grup
- Alafranga Cavit Bey – Alaturka Recaizâde Ekrem
- CHP- DP
- Müslüman olmayan vatandaşlara karşı Varlık Vergisi 

Şimdi içinde bulunulan  hukuksuz  ortamın nedenlerinden biri de bu tarihsel kırılma süreçleri, oralardan kaynaklanan  ve toplamda kimseye yaramayacak olan  rövanşist refleksler midir diye düşünüyor insan…
 
***
2 kasım sabahı hapishane koğuşunda bu  sorularla  cenkleşirken, zaman zaman avluyu ziyaret eden saksağana gözüm ilişti. Şöyle bir gelip, göz gezdirip gitti.
 
Hapishanenin yeknesak dünyasında beklenmeyen misafir saksağanın kısa süren sürpriz ziyaretinden sonraki en önemli gelişme meyve ve sebzelerimizin bu perşembe kantinden her zamankinden daha erken gelmesi oldu.
 
Sıradan bir perşembenin rutininde yaşarken, Tanzimat’ın ilanının 178. yıl dönümünde hangi bilinmez saik beni bu topraklardaki kültürel çatışmanın  kısa tarihçesine savurdu acaba, hayırdır…
 
Toplumsal tarihimizin kısacık özeti sayılabilecek kültürel çatlamalara neden uzanma ihtiyacı duydum acaba?
 
Acaba toplumlar sentez üretemeyince, çatışma ve yarılmaya mı eğilimli oluyor, bu endişe mi beni kışkırttı?
 
Medyanın tek sesli sessizliği, liberal zihniyete yönelik ölçüsüz düşmanlık, varlık nedenini yitiren üniversiteler, kıpırdamadan tek ayak durması hedeflenen sivil toplum örgütlenmeleri… Bu şartlarda siyasal alan bile denemeyecek çok dar ve tek yönlü bir ortam oluşuyor. Buna nasıl siyasal alan denebilir ki?”
 
***
Bunları yazdıktan iki gün sonra da, 4 Kasım 2017 Cumartesi günü ise tek sayfalık bir not yazmışım, konu gene redingotlu saksağan:
 
“Minik bir parça bir kaşar peynirini, biraz da acaba bir canlının ilgisini çeker mimerakıyla geceden avluya bırakmıştım.
 
Bu sabah redingotlu saksağan, okyanusta demirlemiş bir savaş gemisinin güvertesine inen becerikli ve deneyimli pilot rahatlığıyla gelip o parçayı kapıp gitti.
 
Beslenme güdüsü kadar, bu kuşun gözlerinin görme gücü, gözetleme yeteneği, beni yeniden bir kez daha şaşırttı.”
 
***
 
İttihat ve Terakki’nin öldürdüğü ilk gazeteci Hasan Fehmi’nin ardından sökün eden gazeteci cinayetleri yerine bu hafta Silivri’deki redingotlu saksağan yardımıma yetişti…
Hiçbirinin katili bulunmadı.
 
Gelecek hafta Ahmet Samim, Zeki Bey, Hasan Tahsin’e geri döneceğiz. Yani İttihat ve Terakki’nin kâbus dolu yıllarına.
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.