Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / MEHMET ALTAN / Alaturka 451
21 Ağustos 2018

Alaturka 451

‘’Tulumbacılar yangın sanıp işi karıştırmışlardır. Bu yüzden kitap ve belgelerin Çemberlitaş Hamamı’nda yakılması daha doğru görülmüştür’’


Devlet yetkilileri, okumanın ve bilgi edinmenin bağımsız düşünmeyi yaygınlaştıracağına, onun da toplumda kaosa yol açacağına karar vererek, yıllar önce bütün kitapları yasaklayıp imha etmişler.
 
Yazılı kültür tamamen ortadan yok olunca hâliyle onun yerini görsel kültür almıştır.
 
İnsanlar evlerindeki dev ekranlı monitörlerden kendilerine ne anlatılırsa onu gerçek olarak kabul ederler.
 
***
 
Ayrıca, otoriteye itaat etmeyi sürdürmeleri için de kendilerine verilen bazı ilaçları kullanmak zorundadırlar. Böylece düşünmeyen, itaatkâr, uyuşmuş bir kitle oluşturulmuştur.
 
İşin tuhafı, sahte bir huzur içerisindeki bu insanların kendilerinin özgür olduğuna inanmalarıdır.
 
***
 
Hükümet ‘’itfaiyeciler’’ adı verilen bir özel birim oluşturmuştur.
 
Geniş yetkilerle donatılmış olan bu birimin görevi, ihbarları değerlendirerek ve gereğinde dedektif gibi iz sürerek gizlice okunan kitaplara el koymak ve onları yakarak imha etmektir.
 
Bu ‘’itfaiye’’ teşkilatının adı 451’dir.
 
Yazılı materyaller yasaklanmıştır, ancak rakamlar hâlâ kullanılmaktadır, yazısız resimli romanlar da serbesttir.
 
Hem itfaiye binasının duvarlarında hem de itfaiyecilerin yakalarında bu 451 rakamı vardır.
 
Bu, ‘’Fahrenheit 451’’ demektir.
 
Fahrenheit, bir sıcaklık ölçü birimidir.
 
Ve Fahrenheit 451 kitap kâğıdının yanmaya başladığı sıcaklıktır.
 
***
 
Baskın yaptıkları evlerde kitaplar ne kadar zekice saklanmış olursa olsun, bu becerikli itfaiyeciler onları bulup çıkartmayı başarırlar.
 
İbret olsun diye kitaplar zaman zaman toplumun önünde de yakılmaktadır.
Görevini iyi yaptığı için sürekli amirlerinden övgüler alan kıdemli itfaiyeci Guy Montag terfi etmek üzeredir. Bu başarısını, verilen görevleri asla sorgulamadan yerine getirmesine borçludur.
 
Karısı Linda ise kendisini interaktif bir televizyon programına iyice kaptırmış, fazlasıyla ‘’sığ’’ bir kadındır.
 
***
 
Guy bir gün otobüste mahalle komşusu Clarisse’le karşılaşır.
 
Clarisse bir öğretmendir ve uyguladığı aykırı eğitim yöntemlerinden ötürü işini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.
 
Guy, gizli bir kitap kurdu olduğunu öğrendiği bu kadından etkilenir. Baskınlar sırasında yanmaktan gizlice kurtardığı bazı kitapları okur. Kafasında soru işaretleri belirmeye başlar. Baskın yaptıkları bir evdeki kitap koleksiyoneri orta yaşlı kadının evi terk etmeyi reddedip, kitaplarıyla birlikte yanarak ölmeyi yeğlemesi üzerine Guy, mesleğini sorgulamaya koyulur.
 
Aynı gece Clarisse’in evi de basılır ama kadın çatıdaki bir gizli geçitten kaçmayı başarır.
 
***
 
Guy, Clarisse’e yardım etmeye karar verir.
 
Clarisse de ona ‘’Kitap İnsanlar’’dan bahseder.
 
Gizli bir ‘’tarikat’’ etrafında toplanan ve kendilerine ‘’Kitap İnsanlar’’ adını veren bu insanlar kitapları sonsuza kadar yaşatmak amacıyla onları okuyup ezberlemektedirler.
 
Her biri sadece tek bir kitabı hafızasına kaydettiği için, bu kitap yok edilse bile onu ezberleyen hayatta kaldığı sürece bu kitap yaşatılmış olacaktır.
 
Bu karanlık çağ sona erdiğinde bu insanlar hafızalarındaki kitapları yeniden bastırtabileceklerdir.
 
Her ‘’Kitap İnsan’’ ölmeden önce ezberindekileri bir başkasına aktararak kitabı ölümsüzleştirir.
 
Her tarikat üyesi hafızasına kaydettiği kitabın adıyla anılır.
 
***
 
Montag da yanında getirdiği Edgar Allan Poe’nun Gizemli ve Hayalî Hikâyeler adlı kitabını hemen ezberlemeye başlar. O da bundan sonra bu adla anılacaktır.
 
Daha sonra kente geri dönen Guy, Yüzbaşı’ya istifasını verir, Yüzbaşı son bir ihbarı değerlendirdikten sonra bu istifayı kabul edeceğini söyler. Gittikleri ev Guy Montag’ın kendi evidir.
 
Onu, kitaplarından nefret eden karısı ihbar etmiştir. Kitapları yakılırken Guy, Yüzbaşı’yı öldürür ve Kitap İnsanlar’la yaşamak üzere kırsal bölgeye gider.
 
Burada televizyondan canlı yayınlanan kendi yakalanışını ve öldürülüşünü izler.
 
Bu aslında düzmece bir haberdir, zira onun yaşadığının bilinmesi hükümetin işine gelmez.
 
***
 
Fahrenheit 451, Amerikalı bilim kurgu yazarı Ray Bradbury’nin 1951’de yayımlanan ünlü romanı.
 
Kitap, Fransız sinemacı, François Truffaut tarafından da 1966 yılında sinemaya uyarlandı.
 
Fahrenheit 451, unutulmaz bir simge olarak insanlığın hafızasına kaydedildi.
 
***
 
Fahrenheit 451, aklıma, II. Abdülhamid’in ‘’İstibdat Dönemi’’ndeki basını ve baskıları incelerken geldi.
 
Çünkü II. Abdülhamid’in sansürü, kitapları Ray Bradbury’nin efsane kitabından elli yıl önce yakmaya başlamıştı.
 
***
 
Hıfzı Topuz, 2. Mahmut’tan Holdinglere Türk Basın Tarihi kitabında, İstibdat Dönemi’nde kitapların yakılmasına ilişkin Mabeyn Başkâtipliğine, yani Saraya yollanmış bazı belgelere yer verir:
 
“Encümeni Teftiş ve Muayene’nin el koyduğu 150 çuval kadar kitap ve belgenin, önce Kâğıthane bölgesinde yakılıp yok edilmesi öngörülmüştü.
 
Sonra bundan vazgeçildi, kitapların Milli Eğitim Bakanlığı arkasındaki bahçede, bir demir kafes içinde yakılması uygun görüldü. Fakat ne kadar dikkat edilirse edilsin, yanarken bazı kâğıtların havaya dağılacağı ve çıkacak dumanların da dışarıdan yangın sanılacağı üzerinde duruldu.
 
Çünkü geçen yıl bazı belgeler bahçede yakılırken tulumbacılar bunu yangın sanıp işi karıştırmışlardır.
 
Bu yüzden kitap ve belgelerin Çemberlitaş Hamamı’nda yakılması daha doğru görülmüştür.
 
Çünkü bakanlığın mahzenine açılan bir geçitten Hamam’ın külhanına geçilebilir. Kitaplar böylece hiç kimse görmeden hamama taşınabilecektir…
 
150 çuval zararlı belgenin kimse görmeyecek şekilde Çemberlitaş Hamamı’na taşınması için bugün Bakanlığın bahçe duvarında bir geçit açıldı, saat altı buçukta belgelerin yakılmasına başlandı ve vaktin müsaadesi ve külhanın alabildiği ölçüde saat on buçuğa kadar 13 çuval yakıldı. Belgeler tamamen kül hâline getirildikten sonra üzerine su dökülüp mahvedildi…” (7 Mayıs 1902)
 
***
 
“Bugün saat on ikide toplanıldı. Akşam saat on buçuğa kadar 22 çuval yaktırıldı. Her ne kadar yanan belgeler bir kül yığını hâline geldiyse de hamam külhanında iz bırakılmaması için üstüne su dökülerek çamur hâline getirildi. Sonra bakanlığın yanındaki bahçede kazılan çukurun içine doldurularak üzeri toprakla örtüldü…” (8 Mayıs 1902)
 
***
 
“Bugün de sabahleyin on ikiden akşam on ikiye kadar zararlı ve yasak edilmiş kitaplardan beş çuval daha yaktık. Böylece yakılan kitap ve risalelerin sayısı 165 çuvala yükselmiş oldu…” (12 Mayıs 1902)
 
***
 
Bunları yeniden okuyunca hep şaşakalıyorum…
 
Sonra da şaşakalmama şaşakalıyorum.
 
Şaşılacak bir durum yok ki ortada.
 
Kitapları yakmaya 118 yıl önce başlamış bir coğrafyada yaşıyoruz.
 
Hâliyle bu coğrafyada termometreler hep Fahrenheit 451’i gösteriyor. 
 
***
 
Mutlu bayramlar diliyorum…
 
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.