Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / FİGEN A. ÇALIKUŞU / Ankara’dan geliyorum ve biz kazanacağız…
11 Mayıs 2018

Ankara’dan geliyorum ve biz kazanacağız…

7 Haziran 2015’de zorbalıkla yok edilen milli irade bu kez baş edilmeyecek yeni bir güç ve taze enerjiyle ortaya çıkacak


 
Cumhuriyetimizin başkenti Ankara’dan, Akdeniz’in kraliçesi Antalya’ya aday adayı olarak dönüyorum, aynı 2015 yılının bu aylarında olduğu gibi. Üç yıl geçmiş.

Bir saç örgüsü gibi kendi siyasi mecrasında Türkiye’nin son üç yılı gözlerimin önünden geçiyor.

Siyaset toplumsal nabız atışını izlemek ve sağlıklı bir metabolizma için çözümler üretmeye çabalamaktır.

Epey uzun bir zamandır hep bu gayret içinde oldum.

Yerel kent iktidarı belediyelerin çalışmalarından şehirlerin yönetimlerine, ulusal iktidarlardan dünya arenasına kadar yerküre çapında bir izleme, anlama ve sorgulama çabasından söz ediyorum.

2015 yılından Mayıs 2018 tarihine, çok zorlu üç yıl geçti. Daha doğrusu bir korku filmi seyretmeye başladık. Şiddeti artarak devam eden bir film.

Üç yıl önce 2015 yılındaki Haziran seçimlerinin benim açımdan bir anlamı ve önemi, ön seçimlerin olmasıydı. Ön seçimi, siyasetin sağlığı açısından çok önemsiyorum.

Her zaman hep sırası geldikçe söylediğim gibi siyasî rekabeti ve demokratik bir yarışı tercih edegeldim. Bunu başta partim olmak üzere sağlıklı bir siyaset için çok önemli buldum. Partiler kendi enerjilerini daha üst seviyeye taşıyorlar. Kendi içlerinde anlamlı demokratik bir sıralamaya gidiyorlar, eksi ve artı yanların gün ışığına çıkmasını sağlıyorlar.

Gün ışığında yarışmak, karanlıkta pusu kurma gayretinin önüne geçiyor.

Özgül siyasî ağırlıklar çok geniş ve sahici bir tartıda tartılıyor, kendinin söyleyip kendinin inandığı sahte ve sanal bir paravan önünde oynanan komedi olmaktan çıkıyor.

Şimdi büyük bir zarafet ve kadirşinaslık ile yeniden ilk sırada aday olacağını öğrendiğimiz önceki Genel Başkanımız Deniz Baykal da dâhil arka arkaya ön saflarda sıralanmıştık. Üç yıl geçti.

Keşke şimdi de ön seçim olsaydı. Gürültü ve gürültü kirliliği önlendiği gibi, fotoshopsuz siyasal resmi de görme imkânı daha hızlı olacaktı, neyse zaman yok.



Tabii, erkek egemen bir toplumuz. Antalya Akdeniz’in kraliçesi ama maalesef Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun her defasında çok içten bir şekilde vurgulamasına rağmen CHP Antalya’da çok partili dönemde Ankara’ya hiçbir kadın milletvekili gönderememiş. Ben ön seçimden 5. sırada çıkmama rağmen maalesef bu onura erişemedim. Sağlık olsun, bu kişisel bir detay.

Neyse ki 2018 Haziranında başta Antalya’da, “sandıklardan demokrasi ve kadınlar çıkacak”, buna eminim ve çok seviniyorum.

Türkiye hem Cumhuriyet’ten hem demokrasiden öylesine uzaklaşıp, derin ve keskin bir uçuruma doğru gidiyor ki, hep birlikte buna dur diyeceğiz.

Özgürlük ve refah mücadelesine kadınlarımız son sürat girmez ise durum çok vahim; o nedenle sandıklardan kadınlar ve demokrasi çıkacak diyorum.

Zaten kadın yoksa demokrasi yok, demokrasi var olacaksa bu da ancak kadınlarımızla mümkün.

Şimdi unutturuldu ama 7 Haziran 2015 seçimlerinde, AKP iktidardan düştü, seçimi kaybetmişti. Üstelik sosyo- ekonomik durum bugünle kıyaslandığında bir altın devri bile sayılabilirdi.

AKP iktidarı yitirince, saray oyunları ve siyasi teamüller zorlanarak Türkiye hiç görmediği garip bir zorlamaya sokuldu.

Örneğin, CHP’ye hükümet kurma imkânı verilmedi, bu eşine rastlanmamış bir skandaldı.

MHP o zaman da AKP’nin ekmeğine yağ sürdü.

Türkiye ağır bir korku ve şiddet ortamına sürüklendi. İnsanlarımız yığınsal bir şekilde katledilmeye başlandı. Korku egemen kılındı. Dönemin başbakanı şiddetin kendi oylarını arttırdığını itiraf etti. Ankara’daki gar katliamı sonrası o dönemin “bağımsız” bakanlarının “asayiş berkemal” yolundaki gülerek yaptıkları o korkunç basın toplantısını bugün de acıyla anımsıyorum.

Kasımda yeniden seçime gidildi, yaratılan terör sonucu korku AKP’ye yeniden zoraki seçim kazandırdı.

Sonrası maalesef hiç iyi bir şey olmadı. 7 Haziran seçimlerinde hokkabazlık etmek yerine, sandıktan çıkana saygı gösterilse yaşanan dehşet verici 15 Temmuz FETÖ’cü darbe vahşeti de dâhil, olumsuz ve sarsıcı toplumsal depremler olmayacaktı.

Özgürlük yok olunca, sakin bir tartışma ve değerlendirme imkânı da kalmadı.

7 Haziran 2015 seçim sonuçlarını hak ettiği biçimde değerlendiremedik. Tek saha abartılı AKP propagandası sağlıklı değerlendirmeleri de boğuyor. Geçmişe dönüp sağlıklı bir şekilde bakamaz, değerlendirmez olduk.

2017 yılında da MHP bu kez dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan “denge ve denetleme mekanizmasının” yok edildiği bir ucube yapıya yeşil ışık yaktı.

Ülkeyi yönetmeyen sorun çözemeyen Türkiye’yi yönetmeyi değil, ele geçirmeyi hedeflemiş tüm topluma hükmetmek isteyen patolojik bir ruh hali ülkesinin tüm kimyasını bozdu, boğazına çöktü.

AKP ve tek adamlık, Türkiye’yi hastalandırdı. Her türlü şiddet doruğa çıktı.

2015’ten başlayarak düşünün. 2016 yılındaki o kanlı ve vahşi FETÖ darbesinin ağır sarsıntısı darbeyi ortaya çıkarıp bataklığını kurutmak yerine bunu “Allahın lütfu” sayarak faşizme direksiyon kırmayı ve bu yaşamakta olduğumuz süreci, 2017 yılındaki tek adamlık arzusunun fiilî uygulamaları, bunun gittikçe ivme kazanan felaket sonuçlarını kısacası iyiye giden hiçbir şey olmadı, olmuyor.

Bir gecede kalkan TEOG sınavı, yok edilen üniversiteler, talan edilen yer altı ve yer üstü kaynaklarımız, arşa alaya çıkan yolsuzluklar ve sadece altta kalanın değil, tüm toplumu canından bezdirmeye başlayan ekonomik kriz.

Buharlaşan hukuk. Bizzat hükümetin yok saydığı Anayasa. Sırra kadem basan yargı.

Vicdan, hak, hukuk, adalet.

Bir kâbusun içindeyiz. Ama bitecek.

24 Haziran kâbustan uyanma günü olacak.

7 Haziran 2015’te zorbalıkla yok edilen milli irade bu kez baş edilmeyecek yeni bir güç ve taze enerjiyle ortaya çıkacak.

Derinden gelen toplumsal dip dalga da bunu işaret ediyor. Bunu söylüyor.

Ve sandıklardan kadınlar ve demokrasi çıkacak.

Umarım Antalya’dan da CHP’nin çıkaracağı ilk kadın milletvekili de Akdeniz’in kraliçesine bizlerin mütevazı bir armağanı olacak.

Emin olun kazanacağız.
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.