Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / SARPHAN UZUNOĞLU / Spor sayfalarında çok bilmişliğin sonu geliyor mu?
01 Kasım 2017

Spor sayfalarında çok bilmişliğin sonu geliyor mu?

Video hakem, veri gazeteciliği, robot gazeteciliği spor haberlerini de değiştirme potansiyeline sahip...

 
Spor gazeteciliği, Türkiye’de birçok gazete yöneticisi ve sahibi için vazgeçilmez bir alan. Özellikle de medyanızın niş yayıncılık diye tanımlanabilecek belirli bir alana odaklanmış bir yayıncılık tarzı yoksa veya kâr amacı gütmeyen bir kuruluş değilse, spor sayfalarından gelecek dijital ve geleneksel reklam gelirlerine çoğu zaman muhtaçsınız. Gelen ilanlarla, sürekli gelen birbirinden sıcak haberlerle, transfer mevsiminde iyice yeşillenen piyasasıyla spor haberciliği, bereketli ve çalışanı bol bir piyasa.
 
Spor medyasının geleceği, özellikle spor medyası tarafından tartışılmıyor. Az sayıda spor medyasının geleceği üzerine çalışan, iş üreten isim ise, ateşli tartışmaların yaşandığı ve her şeyin önümüzdeki bir saat içerisinde alınabilecek tık ya da rating üzerine kurulu olduğu bu arenada -- ki bu kelime de artık spor camiasının yasaklı kelimeleri arasında -- ya kendi yollarında gidiyorlar ya da kendilerine izin verildiği ölçüde bu tartışmayı yürütmeye çalışıyorlar.
 
Medya sahiplerinin veya spor gazeteciliğine gönül indirenlerin farkında olduğu bu hakikat, özellikle söz konusu akademik medya çalışmaları olduğunda da daima kimi tanıdık konular etrafında tıkanıp kalıyor: Spor sayfalarındaki nefret söylemi, spor medyasındaki cinsiyetçilik gibi başlıklar etrafında uzayıp giden akademik tartışmalar gelişmekte olan, hattâ birçok örnekte politik haberciliği dahi sırtında taşıyan bir kategoriyi olduğundan daha dar bir şekilde ele alıyor.
 
Bu bir yandan iletişim araştırmalarında söylem avcılığının pek kolay bir yöntem olması, öte yandan da medya yöneticilerinin kendilerini bekleyen gelecekle yüzleşme konusunda dahi çoğu zaman pek istekli olmaması gereği oldukça karmaşık sorularına muhatap arayan araştırmacıların ellerinin boş kalmasına neden oluyor. Yakın zamanda sürdürdüğüm akademik çalışmalarımın birçoğunda olduğu üzere ne zaman gelir modelleri ve dijital teknolojiler üzerine konuşmak isteseniz soluğu ya tam zamanlı bilişim teknolojileri uzmanının ya da dışarıdan medya şirketine destek veren kişilerin karşısında alıyorsunuz. Yine de, enseyi o kadar da karartmaya gerek yok, çünkü bu bol gelirli kategoride akıllı şekilde içerik üretenler de var. Sözü onlara vermeden önce öncelikle dünyada spor gazeteciliğinde hâkim trendlere bakmakta fayda var.
 
Spor gazeteciliği ve veri gazeteciliğinin mutlu evliliği
 
Spor gazeteciliği kapsamında üretilen içerikler de her ne kadar çoğu zaman okurların tuttukları takımların çıkarları gibi geleneksel spor tartışmaları etrafında ele alınsalar da, günümüzde sporun eşsiz bir veri madeni hâline gelmesi ve veri görselleştirme alanındaki gelişmelerle artık uzun içerikler, kocaman metinlerle zaman kaybetmek anlamsızlaşıyor. 
 
Haber endüstrisinin, özellikle Türkiye’de, yeni medya teknolojileri ve verinin sağladığı imkânlar karşısındaki kasvetli hâline rağmen rağmen spor gazeteciliği verinin ve teknolojik gelişmelerin de gücüyle büyüyüşünü  sürdürüyor. Bu aslında yalnızca Türkiye’de gerçekleşen bir durum değil. Veri kazıma ve görselleştirme konusunda uzman olan genç isimler her yerde sıradışı bir saygı görüyor. Örneğin Florida Üniversitesi’nden Norm Lewis iki öğrencisini veri gazeteciliği temalı bir toplantıda kimi sektör profesyonellerinin önüne çıkarıyor ve toplantıdan sonra henüz mezun dahi olmamış öğrenciler bir anda kendilerini bir kartvizit yağmuruna tutulmuş şekilde buluyorlar. Gerçi tartışma her zaman bu kadar keyifli de değil. Örneğin Matt Mccue’nun Fast Company’de yayınlanan makalesinde spor medyasının ve sporculuğun yeni teknolojilerle birleşmesinin zamanla spor muhabirlerine olan ihtiyacı sorgulatacak seviyeye gelebileceğini söylüyor. Yine de haberler kötü sayılmaz. Zira 2015 yılında BBC tarafından hazırlanan interaktif bir infografiğe ve onun dayandığı araştırmaya göre gazetecilerin robotlar tarafından tamamen ikâme edilme olasılığı %8 civarında. Tabii ki farklı sorumluluklardaki gazeteciler için oran aynı değil; ama Mccue’nun sorusu kadar karanlık bir tablo da yok.
 
“Türkiye’de olumlu gelişmeler bile gazeteciliği tersten etkiliyor”
 
Türkiye’de ise bu teknolojik dönüşüme ilişkin spor medyasının bilenlerine soru sorduğumuzda aldığımız yanıtlar farklılaşabiliyor. Muhabirin ya da gazetecinin geleneksel işlevinden ziyade politik ve ekonomik işlevi bir anda asıl mesele oluveriyor. Cumhuriyet Gazetesi’nde yazılarına devam eden ve aynı zamanda Spor İletişimi Sertifika Programı ile Türkiye’de spor medyası ve spor iletişimine ilişkin bir yeni dönem başlatma arayışında olan isimlerden Bağış Erten, robotlara karşı insanlar fotoğrafıyla karşısına gittiğimizde meselenin pek de öyle olmadığını; özellikle de yeni medyanın imkanlarının mevcut malumatfuruşların, ahkâmcıların spor medyasından temizlenmesine yaramayacağını söylüyor:
 
Wishful thinking olarak bu beklenebilir ama ben karamsarlardanım, çünkü her türlü teknolojik gelişim basını yeni bir çığır açmaktan çok yeni bir tartışma konusu hâline getiriyor. Spor basını bu konuda çok becerikli, gazeteler eskiden maçlar bitmeden yazıları isterlerdi, şimdi de ne yazık ki her şey kolaylaşsa da maç biter bitmez istiyorlar. Bu teknolojik gelişmeler daha ziyade sanayiye yarıyor, daha uzağa gönderebiliyorlar. Daha iyi gazeteciliğin yerine daha çok satalım telaşı oluyor. Yeni teknolojilerin spor medyasına değil ama spor medyası sahiplerine faydası var gibi.”
 
Söz konusu futbolda oyunun doğasını değiştirmesi beklenen video hakem uygulamaları olduğunda ise Erten yine iyimserleri ters köşeye yatıran bir yanıt veriyor. Mevcut tartışmaların yerine, “video hakemi neden kullandı neden kullanmadı, videodan emin oldu mu olamadı mı” tartışması olacağını belirtiyor. “Neden bakmadı neden baktı gibi tartışmalar olacağını belirten Erten mevcut kısır çekişmelerin süreceği konusundaki endişelerini paylaşırken bunun bir perspektif meselesi olduğunu söylüyor: “Türkiye’deki hâkim gazetecilik yaklaşımı, anlayışı değişmedikçe gazeteciliği etkileyen her teknoloji tersten etkiliyor.”
 
“Erman Hoca’dan veya Beyaz Futbol’dan öyle kolay kurtulamayacağız”
 
Erten’e yeni medya teknolojilerinin, veri gazeteciliğinin ve benzeri ahkâma izin vermeyen uygulamaların hiç mi iyi tarafı yok diye sorduğumuzda ise kaliteli okur için meselenin aydınlık bir tarafı olduğunu söylüyor: “İyiyle kötüyü ayırt etmeye niyetliler için iyi ve kötü daha belirgin olur. Okur gözünde işlerin daha iyi olabileceğini düşünüyorum. İyi okur iyi gazeteciliği bulur; ama ana akım medya alışkanlıkları ve kitlesinin, Ertuğrul Özkök’e referansla yalan söylemeyi ve çatışmayı bir meziyet gibi göstermesi böyle bir kaynağı kurutmayacak.” Bağış Erten kara haberi ise sona saklıyor: “Uzun vadede Erman Hoca’dan veya Beyaz Futbol’dan öyle kolay  kurtulamayacağız.”
 
Durum o kadar da kötü mü?
 
Erten’in söylediklerini düşünüp elbette karamsarlığa kapılmamak güç; ancak yeni medya teknolojilerinin mevcut ana akım pratiklerce hızla alınıp uygulanmasının gelir elde etme temalı bir mantığa sıkışıp kalması elbette kötü. Spor kültürü konusundaki dergiler gelişse ve beklenen çapı aşıp farklı okur kitlelerine erişse de, bu konuda sağlam bir fact-checking pratiği olmaması en önemli sorunlardan biri. Spor haberlerinde yanlış bilgi verenlerle mücadele genellikle Ekşi Sözlük kültüründe görüldüğü üzere bir aşırı kutuplaşmacı söylem üzerine konumlandırılıyor.
 
Kişiler ayrı ayrı ve ne söylediklerine göre değil, takım veya kliklerine yahut çalıştıkları medya kuruluşuna göre değerlendiriliyor. Oysa veri bu konuda son sözü söyleyebilir. Söz konusu futbol olduğunda ısı haritalarından, form grafiklerine kadar birçok grafik aslında son kullanıcının hemen önünde. Klasik bir bahis sitesine girdiğinizde Erman Hoca’nın, Rıdvan Dilmen’in, Sinan Engin ya da Rasim Ozan Kütahyalı’nın sporla ilgili size söyleyebileceklerinden çok daha engin bir bilgiye erişebiliyorsunuz. Bu da birçok anlamda Bağış Erten’in iyi okurun iyi gazeteciliğe ulaşabileceği bakış açısıyla örtüşüyor. Zira robotların tasarlayıp önünüze getirdiği veri bile size sporla ilgili bir şeyler söyleyebiliyor. Hattâ günümüzdeki anlık bahis de dahil olmak üzere birçok teknolojide kullanılan algoritmalar anlık performans verileriyle kazananın kim olacağını dahi belirleyebilecek güce erişmişken, spor gazeteciliği gibi bir meseleyi malumatfuruşların elinden patronlar almayacaksa da okur olarak bizim almaya gücümüz var gibi görünüyor. 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.