Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / FİGEN A. ÇALIKUŞU / Antalya’nın Herkülleşmesi nasıl olur?
14 Ekim 2017

Antalya’nın Herkülleşmesi nasıl olur?

Biz Herkül’ün mirasçılarıyız ya da mirasçısı sayılırız; o hâlde zor görevleri de rahatça gerçekleştirebiliriz

 
Her şey Amphitryon’un savaşa gitmesi ile başladı.

Zeus Amphitryon kimliğine büründü ve Alkamane ile ilişkiye girdi. Zeus’un Alkamane’den bir çocuğu oldu. Adını Herakles koydular.

Yunan mitolojisinde Herakles, Roma mitolojisinde Herkül doğmuş oldu.

Alkamane’nin Zeus’dan hamile kalması Hera’yı küplere bindirdi. Yarı tanrı, yarı insan olarak bilinen Herakles’in yaşamı çok güçleşti.

Herakles, tanrısal güçler ve özellikle Hera’nın dayanılmaz baskıları sonucu bir gün cinnet geçirdi. Çoluk çocuk tüm ailesini yaktı.

Cinayet sonrasında Pythia Apollon kâhinine sığındı. Eurystheus’un hizmetine girdi. Onun vereceği görevleri yerine getirecekti.

Ona başarılması imkânsız sayılan 12 görev verildi.

İşte 60 yıl sonra Antalya Müzemize geri dönen, Milattan Önce 2. yüzyılda Roma döneminde yapılan lahit Zeus’un oğlu Herakles’in bu çok zor 12 görevini resmediyor, anlatıyor, hikâye ediyor.

Lahit 1960‘lı yıllarda Perge Antik kentinde yapılan kazılarda ortaya çıkmış, oradan da gözlerimiz önünde yurt dışına kaçırılmıştı. Şimdi evine döndü.

Herkül’ün 12 zor görevi neydi? Yahut da Zeus’un oğlu, nasıl Herkül oldu?

Nemea Aslanı’nı yenmekle işe başlayacaktı.

Sonra Lerba Gölü’ndeki çok başlı yılan Hydra’yı öldürecekti.

Artemis’in kutsal hayranlarından Kyreneia Geyiği’ni yakalayacaktı.

Erymanthian Dağı’nda yaşayan büyük yaban domuzunu diri olarak yakalamak bir başka göreviydi.

Auglas’ın ahırları bir günde temizlenecekti.

Stymphalos’da yaşayan ve o bölgede insanlarına rahat huzur bırakmayan Stymphalian kuşlarını kovacaktı.

Girit’e gidip Poseidon’ın Minos’a verdiği azgın Girit Boğası’nı alıp gelecekti.

Trakya Kralı Diomedes’e ait dört vahşi kısrağı yakalayacaktı.

Amazonlar Kraliçesi Hippolyta’dan büyülü kemerini alacaktı.

Okeanos’un bir odasında bulunan 3 gövdeli dev Geryoneus’un sığırlarını çalacaktı.

Daha bitmedi, yetmezmiş gibi kendisine verilen bir diğer görev de Hesperidier’in altın elmalarını getirmekti.

Son olarak da Hades’in ölüler ülkesini koruyan Kerberos adlı köpeği yeryüzüne çıkaracaktı.

Antalya Müzesi’ndeki Herakles Lahdi’ni görmeye giderseniz, 2200 yıl önce insanoğlunun Herkül’e bakışını ve nasıl Herkül olacağını göreceksiniz.

Kentimize gelen bu muhteşem tarihî eser bana Antalya’nın günlük hayatta görmediğimiz, yaşamadığımız hattâ dışladığımız sihirli, derin, olağanüstü mirasına, barındırdığı derinliklere bir kez daha çok dikkatlice bakmamız gerektiğini düşündürdü.

Biz Herkül’ün mirasçılarıyız ya da mirasçısı sayılırız; o hâlde zor görevleri de rahatça gerçekleştirebiliriz.

Halbuki deniz, güneş, üzerine bina edilmiş turizm ve hırpalanıp duran tarımımıza bizi sıkıştırdılar.

Ruslar gelmeyince ve domateslerimiz de sırt çevirince büyük bir sarsıntıya uğruyoruz, Herkül’e yakışan bu mudur?

On milyonu ağırlayan ama güneş gidince, mütevazı bir Anadolu kenti kimliğine ânında geri dönen, tarımdan ihtiyacı olan refahı çıkaramamış, sanayiye el vermemiş kaderi yırtmanın, bu kısır çemberi kırmanın zor görevleri nedir?

Lahitte resmedilen 12 görev, bizler için nedir?

İnsanlık geçmişinin parıltılı mirasının cömert bir kısmını barındıran Muratpaşa Belediye Meclisi’nin aşkla dört yıl boyunca üyeliğini yapmış biri olarak Antalya üzerine eğilmişliğim vardır.

Tanrısal bir cömertlikten bolca nasiplenen Antalya’ya biz neler verdik, neler verebiliriz, onu nasıl Herkülleştiririz?

Küresel ölçekte bir kentin niteliklerini, Alfa ve Beta sıralamasındaki yerleri somutlaştırıyor.

Bunlara geri dönmeyeceğim, vaktiyle çok emek sarf etmiştim. Ama ne yazık ki Antalya’mız ne Alfa ne de Beta kentler sıralamasında yok. Yani çok kolay olduğu hâlde küresel bir Herkül kenti değil.

Halbuki; turist gidince silikleşecek, gölgelenecek bir kent midir Antalya?

Yaz sonlanınca, ıssızlaşacak, yalnızlaşacak bir coğrafya mıdır Antalya?

Kadersizlikler yaşayan tarıma mecbur edilecek bir yer midir?

Herkülleşmeye bunlar hiç yakışmıyor.

O hâlde ne yapmalı, “zor görevler” ne olmalı?

Belediye seçimleri yaklaşırken, yarışma alanını ne belirlemeli?

Herkül’ün manevi mirasçısı kentimiz Antalya, nasıl Herkül’e yaraşır bir zıplama yapmalı, bu soruya nasıl bir cevap aramalıyız?
Ben sadece tek bir hedef söylemekle yetineceğim; Antalya gelecek 5 yıl içinde dünyanın en büyük küresel markalarının sürekli faaliyet gösterdiği merkezlerin başkenti de olmayı başarmalıdır.

Bu herhalde Nemea Aslanı’nı yenmek kadar zor bir iş değildir.
 
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.