Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / ASLI TUNÇ / Seçim öncesi Almanya’nın sosyal medya karnesi
17 Eylül 2017

Seçim öncesi Almanya’nın sosyal medya karnesi

Almanlar bizim gibi sosyal medya delisi değil. Nüfusun yüzde 89’u interneti, bu kitlenin yüzde 41’i de sosyal medyayı kullanıyor, çünkü...


 
Almanya her ne kadar politik anlamda son dönemde ülkemizin favori dostlarından biri sayılmasa da 24 Eylül’de yapılacak olan genel seçimler dolayısıyla sürekli dünya gündeminde. İki hafta içinde burada Federal Meclis seçimlerinde yeni bir parlamento seçilecek ve ülkeyi gelecekte kimin biçimlendireceğini öğreneceğiz. Kuşkusuz bu seçim, Türkiye’yle ilişkiler, AB ve  göçmen politikaları bağlamında da bizler için ayrı bir önem taşıyor.
 
Ben bütün bu derin tartışmaları uzmanlarına bırakıp seçim kampanyası sürecinde sosyal medya ne kadar etkin kullanıyor sorusunun yanıtını aramak istiyorum. Hattâ Almanya’da yaşayan Türk akademisyenlerle ekranda bu konuyu analiz etmek üzere Deutsche Welle’nin davetlisi olarak Berlin’deyim.
                       
Öncelikle Türkiye ile kıyaslandığında epeyce şaşırtıcı bulduğum bazı bulguları paylaşmak istiyorum. Almanlar sosyal medyayı bizler gibi öyle çılgınca kullanmıyor. Nüfusun yüzde 89’u (72 milyon kişi) internet kullanırken bu kitlenin yarısından azı (yüzde 41 oranında) sosyal medya kullanıcısı. Bu oran diğer Avrupa ülkelerinin de çok gerisinde. En azından haber alma mecrası olarak sosyal medya kullanımı çok ama çok geride.
 
Reuters Enstitüsü ve Oxford Üniversitesi’nin yayınladıkları ortak araştırma raporuna göre katılımcıların sadece yüzde 7’si haberleri esas olarak sosyal medyadan aldıklarını ve yüzde 2’den azı son bir haftada haber almak için sosyal medyayı kullandıklarını söylemiş, çünkü – sıkı durun – “Almanlar geleneksel medya araçlarına yani gazete ve televizyonlarına güveniyorlar”. Haksız da sayılmazlar. Özellikle köklü haber kanalları ve ciddi gazeteler hâlâ saygınlığını ve güvenirliğini koruyor. Bu nedenle sosyal medya Alman kullanıcılar için haber mecrasından çok, eğlenceli hafif konular için uygun sayılıyor.
 
Facebook 33 milyon kullanıcısıyla en popüler sosyal medya platformu. İnstagram’ın 9 milyon Alman kullanıcısı var. Twitter ise bu ülkede pek tutmamış. Bunun hakkında yapılan şakalardan biri, iki Almanca kelime yazdığınızda zaten 140 karakterin dolacağı üzerine. Malum Almancada sözcükler çok uzun olabiliyor. Dolayısıyla Alman gazeteciler paylaşımlarını çoğu kere İngilizce yapıyorlar. Şu günlerde de Twitter buradaki seçim kampanyalarında ABD ve İngiltere’de olduğu gibi yaygın kullanılmıyor.
 
Ancak Alman Federal seçim kampanyasında en fazla dikkat edilen konu sahte sosyal medya hesapları, yalan haberler ve nefret söylemi. Sosyal medyada ırkçılık ve ayrımcılığın yayılmasına olanak tanıyan en yakıcı tema göçmen politikaları. Angela Merkel’in yüzbinlerce Suriye, Irak ve Afganistan’dan gelen mülteciye kapıları açması sosyal medyanın karanlık yüzünü de açığa çıkarmış. Alman kadınlara saldıran ya da hayvanları vahşice öldüren sahte göçmen haberlerin sosyal medyadaki dolaşmasına engel olunamıyor.
 
Geçtiğimiz haziranın sonunda Almanya bu ülkede faaliyet gösteren sosyal medya şirketleri için çok sert bir yasayı parlamentodan geçirdi. Bu yasa ekim ayından itibaren yürürlüğe girecek. Eğer yasadışı, ırkçı ve iftira içeren mesajlar şikâyet üstüne sosyal medya mecralarından 24 saat içinde silinmezse Facebook, Twitter ve Google şirketleri 50 milyon Avroluk bir cezaya mahkûm olacaklar. Nazi sembolleri ve Yahudi soykırımının inkârını içeren mesajlar yasanın hedefinde olan nefret içerikleri. Bu durum, tahmin edeceğiniz gibi Amerikalı şirketlerde ifade özgürlüğü tartışmasını hayli körüklemiş durumda.
 
Ancak bütün bu tartışmaların ötesinde Almanya seçime doğru giderken sosyal medya, seçmenle siyasetçi arasında daha saydam ve yatay bir iletişim modeli yaratmayı sürdürüyor. Siyasetçiler seçmenlerinin isteklerine göre daha “nokta-atışlı” mesajlar verip kampanyalar hazırlayabiliyorlar. Bu şekilde yurttaş olarak seçmen, politik sürece daha etkin ve interaktif bir şekilde dahil oluyor. Nefretten arındırılmış sosyal medyanın siyasetçiler için hedeflerini ve vaatlerini anlatmada vazgeçilmez bir araç olduğunu doğrusu kabul etmek gerekiyor.
 
 
 

asli.tunc@gmail.com

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.