Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / SEZİN ÖNEY / Malazgirt ve Çanakkale
26 Ağustos 2017

Malazgirt ve Çanakkale

Geleneksel sporumuz olduğunu öğrendiğimiz atlı akrobisinin şimdiye dek neden hiç yapılmadığı düşündürücü ama her şeyin bir ilki vardır

 

Bugün Türkiye'nin tarihinde ilginç bir dönüm noktası. Bir yanda, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Muş'un Malazgirt ilçesinde düzenlediği "Malazgirt Zaferi"nin 946. yıldönümü kutlamaları; ülkenin öte yakasında ise ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi'nin Çanakkale'deki Adalet Kurultayı. Herhalde, Türkiye'nin bu ana eksen kutuplaşmasını daha iyi ifade edecek bir sembolizm olamazdı.

Çanakkale Zaferi, Cumhuriyet tarihi boyunca özellikle önem verilen bir "kurucu mit ve tarihî dönüm noktası" idi. Bu da, şimdiye kadar değişmedi ama son yıllarda, Çanakkale Zaferi'nin "hatırlanmasında", "zafere öncülük eden insan üstü Ak Sakallı Dedeler Birliği" gibi dinî temalar ön plana çıktı. Bu seneki Malazgirt Zaferi kutlamalarında da,  üç "yeni sloganın" yer alacağı belirtiliyor: “Geçmişini bilmeyen geleceğe emin adımlar atamaz”, “Çanakkale ruhu” ve “Tek bayrak, tek dil, tek millet ve tek vatan”.

Malazgirt Zaferi'nin, "her yıl Çanakkale Zaferi gibi kutlanacağını" söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, kutlamalara ikinci gününde, yani bugün (26 Ağustos) katılıyor.  Erdoğan’a, törenlerle Anadolu kapısının anahtarı verilecek.

Okçular Vakfı ve Malazgirt Kaymakamlığı, kutlamalar için Saftekin Mahallesinde bulunan "1071 Zafer Meydanında" 13 kıl çadırı kuruldu. "Türkiye'nin en büyüğü" bu kutlamalarda eksik olur mu? 13 kıl çadırdan ortada yer alan, "Türkiye'nin en büyük kıl çadırı"olarak niteleniyor ve diğerleri de hilal biçimi oluşturacak şeklinde çevresine diziliyor. Bu büyük kıl çadırın, "dünyanın en büyük kıl çadırı" olduğunu söyleyenler de var. Tabii, Okçuluk Vakfı düzenleyenlerde olunca, başlıca aktivitelerden biri ok atma. Başkaca, kutlama alanında ata biniliyor ve yöresel yemekler yeniyor.
 
Yaklaşık 150 bin kişinin katılımı için hazırlanan alanda, "Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu" bünyesinde kurulan Türkiye'nin ilk atlı akrobasi takımı da, bugün ilk gösterisini yapıyor. Geleneksel bir spor dalımız olduğunu öğrendiğimiz atlı akrobisinin şimdiye kadar neden hiç yapılmadığı düşündürücü bir soru; ama her şeyin bir ilki vardır. Geleneklerin bile...
 
Evet, Malazgir Savaşının ilk kutlaması değil. "İlk en görkemli" kutlama, 2013 yılındaydı örneğin. 2013'teki kutlamalarda, Muş’un 60 bin kişilik ilçesi Malazgirt’e, 1071 Alparslan isimli gencin” toplanması,Kırgızistan’dan ısmarlanan 1071 kıl çadırda şölenler”, “Türklerin ata sporlarından gökbörü oynanması aktiviteleri yer alıyordu. Kutlamaları, Gençlik ve Spor Bakanlığı organize etmişti. O dönemdeki slogan da Gençlik Şühedanın İzinde idi.

Yine de, Malazgirt Savaşı kutlamaları da, uzun bir uykudan uyanır gibi, yeni yeni anımsanan bir gelenek. 

19. yüzyılın Osmanlı tarihçileri, Malazgirt’e ilk atıfları yapanlar oldular ancak, o zamanlar savaşın İslamî bir zaferden ziyade, çok uluslu imparatorluğun parçalanması döneminde, Türk kimliğine vurgu yapılmasının sonucuydu.

Buna karşılık,  20. yüzyıl başında, Anadolu köklerinin" altını çizenromantik Türk milliyetçiliğiakımını yaratanlar, anavatanın kapılarını açan zaferdenbahsetmeye başladı. Cumhuriyet’in kuruluşunun hemen öncesi ve ertesi, Anadolu’nun bağımsızlık savaşı tarih yazımı tarihine yeni akımlar getirirken, Malazgirt Savaşına yapılan atıflar da arttı. 1930’lar sonrası, Türklük”, “Orta Asya kökenleri gibi kavramlara yoğunlaşan ilgi, Malazgirt’i resmî tarihin vazgeçilmez yapıtaşlarından biri yaptı.

Malazgirt Savaşı’nı kutsayan ve devletteki tarih yazımının bir parçası haline getiren ilk resmî adımlar, 1971’de atıldı. Bu dönemde, Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamiyet’in hâkimiyetine girmesi için kazanılan kutsal zaferin anısına kitaplar, para ve pul basıldı.

Devletin, 1970’lerden itibaren Malazgirt’i bağrına basmasında, muhafazakâr sağ, Türk-İslam sentezcisi akademisyenler ve düşünürler kilit rol oynadı.
Diğer bir deyişle; Malazgirt Savaşı sembolizmi, Türkçülük ve İslamî muhafazakârlığı birleştiren düşünce akımının, 1970’ler verdiği en önemli meyvelerdendir Malazgirt.

Buna karşılık, 1990’larda, kozmopolit muhafazakâr düşünce”, İstanbul’u sahiplenirken, 1071 yerine 1453  ve İstanbul’un fethi modaydı.
"Malazgirt Savaşı" ve Anadolu’nun fethikonseptleri, 1970’ler ve 1980’lerdeki popülaritesini yitirmiş gözüküyordu; ancak, görüldüğü gibi dönüşü muhteşem oldu.

2012'deki Adalet ve Kalkınma Partisi Kongresinde dönemin Başbakanı Erdoğan, şunları söylemişti;

2023 hedefinden sonra inşallah, Cumhuriyetimizin 100. yılının dışında bir hedefimiz daha var. O da bu kuruluşun 1000. yılı olacak, hedef 2071 gençler. Rabbim lütfederse bizler 2023'ü, inşallah sizler de 2071'i inşa edeceksiniz.

Arzın merkezine seyahat gibi, tarihî kutlamalar ve kutsamalar hep daha derinlere inip, daha gerilere gidip duruyoruz.
 

oneysezin@hotmail.com

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.