Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / FİGEN A. ÇALIKUŞU / Bir Türk dünyaya, bir robot altı Türk’e bedel…
21 Temmuz 2017

Bir Türk dünyaya, bir robot altı Türk’e bedel…

En son umut ölür, eğer her sene üniversite giriş sınav sonuçlarını benim gibi ince ince irdelemezsen...


Bu hafta yeni eğitim müfredatını dinledik ilgili bakanın ağzından. Bilimin doğasını anlama anahtarı “evrim teorisinin” müfredattan çıkarıldığını duyuruyordu bizlere. Pisa sonuçları geldi aklıma.

Bir gayret kendi kendime bir Meksika atasözünü fısıldadım: “En son umut ölür”…

Gene de yarınları meraklanmadan geri duramadım.

Falcılara ya da fütürologlara hiç gerek yok.  Her sene üniversitelere girmek için yarışan liseyi bitiren öğrencilerimizin testlerdeki başarı grafiğine baktım, en doğru en somut, en net en saydam görüntü o sonuçlarda.

En son umudun ölmesinden yanayım, kabul, ancak bir istisnam var, “En son umut ölür, eğer her sene üniversite giriş sınav sonuçlarını benim gibi ince ince irdelemezsen.”

Üniversiteye girmek isteyen 1,5 milyon adaya sorulan sorular ve doğru cevaplar üzerinden yola çıkalım. Adaylar fen ve sosyal bilimler üzerinden ayrışıyorlar. Matematikçiler, sözelciler filan... Ama sonuçların hüzün verici ivmesi hiç inmiyor.

80 soruluk matematik sınavına giren öğrencilerin toplam sayısı 814.421 olmuş. Ortalama doğru yaptıkları soru sayısı 15.68’de kalmış. 80 soruda 15 doğru…

Geçen sene 50 matematik sorusu varmış, ortalama doğru cevap ise 9.85 imiş.

30 soruluk geometri sorularına verilen ortalama doğru cevap sayısı, soyut düşünce gelişimimizin hangi noktada olduğunu gösteriyor, görünce de fena oluyorsunuz. 2017 yılı itibariyle üniversite adayı çocuklarımızın ortalama verdikleri doğru cevap sayısı sadece 4.22 oldu.

30 fizik sorusuna gönüllü olarak cevap vermek isteyen aday sayısı 449.812 kişi.

Doğru ortalama cevap sayısı ise beşte bir. Ortalama 6.82 soruyu doğru cevaplamışlar. Ancak çok sevinmek istiyorsanız geçen yıl doğru ortalama cevabın 5.03 olduğunu anımsayabilirsiniz.

Adayların 30’ar soruluk kimya ve biyoloji testlerinde 10 doğruları var. Uzmanlar bu sonuca şaşırmışlar. Çocuklarımızın 30 sorunun üçte birine doğru cevap vermesi şaşırtıcı olmaya başladığı bir durumdan söz ediyoruz, fazlasına hacet car mı?

Tarih, coğrafya ve felsefeye de hızlıca bir göz atalım, çünkü üzerinde çok düşünülmesi gereken bir alan var. O da edebiyat, ne yazık ki çöküntünün en hızlı olduğu alan; anadilimizi konuşmak adeta yıldan yıla zorlaşıyor.

44 soruluk tarih testinde ortalama doğru cevap 17.70,

24 soruluk coğrafya 1 testinde ortalama doğru cevap sadece 9,

14 soruluk coğrafya 2 testinde ortalama doğru cevap sadece 5,19,

32 soruluk felsefe grubu testinde ortalama doğru yanıt 11.90 oldu.

Vurguladığım gibi adayların başarısızlıklarını katladıkları alan edebiyat olmuş.

56 tane edebiyat sorusu sorulmuş. Geçen  yıl ortalama doğru cevap 27,36 imiş. Bu yıl paraşütlenmiş ve 21 doğru cevaba yuvarlanmış.

Bu yıl ortalama 6 puanlık bir düşüş olması, acaba duygu ve düşüncesini ifade etmekte zorlanmaya mı, anadil özeninin uçup gitmesine mi bağlanmalı?

Kendi anadiline hoyratlaşarak yol alınabilir mi?

Anadilde sorun artınca, yabancı dil öğrenmekte de zorluk büyüyor.

80 soruluk İngilizce testinde ortalama doğru 22.73 oldu. Almanca ve Fransızca ’da ise sadece 9.

Eskiden üniversiteye giriş sınav sonuçları açıklandığında tek bir soruya bile doğru cevap veremeyen dolayısıyla “sıfır” alan adayları da görürdük. Azımsanmayacak boyutlarda, binlerce kişi olurdu.

Bir de liseyi birincilikle bitirip üniversiteye giremeyenlerin durumunu öğrenirdik.

Artık yönetim bu iki sonucu da saklıyor. Saydamlıkla sorunları çözmek yerine, yok sayarak uyutma yoluna gidiyor.

Üniversiteye giriş sınavına katılan 1.5 milyonluk adayın sınav sonuçlarını çok farklı açılardan sorgulamak ve farklı neticelere varmak mümkün. Ben genel bir resim vermek istedim.

Bu toptan başarısızlığın içinde bir de en başarılı liseler sıralamasına değinip geçeyim.

Fen liseleri en başarılı liseler olmuş, polis koleji, öğretmen liseleri, askerî liseler, yabancı dilde eğitim veren liseler onları izlemiş.

İmam hatip liseleri ise son sırada yer almış.

Türkiye’nin, eğitim alanında gümbür gümbür tepetaklak olmaya devam etmesi en temel sorunu oluşturuyor.

İşsizliğin nedeni “teknolojik gelişmeler ve eğitim yetersizliğine” bağlanıyor.

Robotlar ve yapay zekâ ile üniversite ve üzeri eğitimi olmayanların işini elinden alacağı bir dünya kuruluyor.

Bir robot altı insana işini kaybettiriyor.

Daha somut örnek mi istiyorsunuz?

Profesör Selçuk Şirin, hepimizin çok övündüğü Türk Hava Yolları’ndan örnek veriyordu.

40 tane Türk Hava Yolları, bir yazılım programı olan “Über” etmiyor.

Über ne yapıyor; “arabası olan ile arabaya binmek isteyeni” bir araya getiriyor.

Böyle bir program yazmak, günümüzde 40 tane THY ediyor.

Çağ değişti diyoruz; değişen işte bu…

Durumu düzeltebilir miyiz?

Umuttan söz açarak lafa girdik, umutla bitirelim.

İçinde bulunulan zorluğun bilincine varırsak ve bilincine vardığımız vahameti giderecek bir ortak iradeye ulaşırsak, neden olmasın?
 
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.