Anasayfa / BURCU KARAKAŞ / Hasta mahkûmlar: Bağırsakları dışarıda, kendisi içeride
20 Ocak 2017

Hasta mahkûmlar: Bağırsakları dışarıda, kendisi içeride

Hapishanelerden neredeyse her gün bir tabut çıkmasını önlemek adına cezaevi koşullarını gündeme getirmek insanlık borcu


“Evladım çok güzel şarkı söylerdi. Sesi güzeldi. 12 yıldır hapiste gırtlak kanseri oldu. Şimdi sesini duymak için yanına kadar eğiliyorum. Aylardır Adli Tıp Kurumu’nda sıranın kendisine gelmesini bekliyor.”

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) tarafından hazırlanan “Hasta Mahpusların Yakınları Anlatıyor” adlı videoda yer alan tanıklıklar içinde geçen beş cümle, izleyiciye bu kelimelerle ulaşıyor. 

“Hasta mahkûm” meselesi Türkiye için yeni bir durum değil ve fakat cezaevlerindeki doluluk oranı, dolayısıyla iş yükü artıkça ve Olağanüstü Hâl (OHÂL) koşulları sürdükçe sorunlar da çoğalıyor. Zaten problemli olan infaz sistemi her geçen yeni sıkıntılar doğurmaya devam ediyor. Bu vaziyetin mağdurları da ilk elden tutuklu veya hükümlüler oluyor. 

Tutuklu yargılanan gazeteci Hüsnü Mahalli’nin avukatı Turan Aydoğan, müvekkilinin son durumunu şöyle aktarıyor:

“Hüsnü bey hakkında en son geçen hafta bir rapor düzenledi hocalar. Raporda, fizik tedaviye devam etmesi gerektiği belirtiliyordu. Rapordan bir gün sonra kızı beni arayarak kan değerlerinin değiştiğini söyledi. Bugün iyi deseniz bile durumu bir gün sonra kötüye gidebilir. Hekimlerin söylediği, fizik tedavinin uygulanabilmesi için iki buçuk saat yürümesi gerektiği ama hastanede ya da cezaevinde böyle bir şansı yok. Tutukluluk durumuna halen delillerin toplanmamış olması gerekçe gösteriliyor.”

Aydoğan’ın anlatımından sonra CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş da basına verdiği bilgide, Mahalli’nin felç olma riski ile karşı karşıya olduğunu ifade ediyor. 

Gazeteci Mahalli’nin durumu, Ahmet Türk gibi basında yer bulan vakalardan biri… Bir de yansımayan yüzlercesi var. CİSST bu noktada cezaevlerindeki koşulları dışarıya aktarabilmek, gündemleştirmek ve yetkili mercilere gerekli başvuruları yapmak açısından kayda değer bir çaba sarf ediyor. Derneğe, 2015 yılının Aralık ayında ulaşan mektupların üç tanesi, hasta tutuklu ve hükümlülerin durumunu gözler önüne seriyor: 

-- “On yıldır cezaevindeyim. Batmanlıyım ve ailem Batman merkezde oturuyor. Erzurum H Tipi Hapishanesi’nden şu an bulunduğu Kandıra 2 No’lu F Tipi’ne sürgün edildim. Kronik mide rahatsızlığım var. Mayıs ayında hastaneye gittiğimde doktorlar endoskopi için 2 Ağustos 2016’ya randevu verdi. Fakat o gün gelince hastaneye götürülmedim. Ekim ayı için tekrar randevu alındı ama o gün de gene götürülmedim. Aralık için yeni bir randevu alınacağı söylendi. Nihayet o sabah çağırdılar ama önceden haber verilmediği için ben sabah kahvaltı yapmıştım ve endoskopiye girmem söz konusu olamazdı. Bana bir gün önceden bilgi verilmemişti. Mide rahatsızlığım artmış durumda.”

-- “Ameliyat günüm iki ay ertelendi. Birçok yere dilekçeyle ameliyat edilmediğimi yazdım. Şu an on aydır bağırsağım dışarıda, yedi ay önce ameliyat olmam gerekiyordu. Birçok yere dilekçe yazıp yolladım fakat değişen bir şey olmadı.”

-- “Ameliyatımı yapan göz doktoru, ‘Bir daha görebilirsen görürsün’ diyerek cezaevine gönderdi. Kendi imkânlarımından yararlanarak en azından ağrılarımın daha az olması için gözümü üst kapağından aşağı doğru yara bandı ile gergin kapalı tutarak çözüm geliştirmeye çalışıyorum.”

Bir insanın tutuklanması ya da hüküm giymesinin sonucu, insan olmasından doğan haklarının askıya alınması olmamalı. Bu, insani olmadığı gibi hukuki de değil... CİSST videosunun başında yer verilen yazılı notta ifade edildiği gibi, hapishanelerden neredeyse her gün bir tabut çıkmasını önlemek adına cezaevi koşullarını gündeme getirmek ise hepimiz için bir insanlık borcu.
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.