Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / MEHMET ATAKAN FOÇA / Yalan haber tartışmaları: 2017'de bizi ne bekliyor?
31 Aralık 2016

Yalan haber tartışmaları: 2017'de bizi ne bekliyor?

‘’Neyin haber değeri taşıdığı neyin taşımadığı kararını devletlere ya da şirketlere bırakamayız’’

Geçtiğimiz sene Nieman Journalism Lab’e 2016’da gazeteciliğin nasıl olacağına dair öngörülerini aktaran gazeteciler, Facebook’un haberleri yutacağı ve içerikler için neredeyse tek platform haline geleceği endişelerini dile getirmişlerdi.

Bu öngörülerin büyük oranda gerçekleştiğini söylemek mümkün. Facebook Instant Articles (Hızlı Makaleler) kullanıcı ve yayıncılar için büyük kolaylık sağladı. Birçok medya kuruluşu Hızlı Makaleler kullanarak tıklarını artırdı. Facebook’un Medium’a benzettiği Notlar uygulaması da içeriğin hızlı sirkülasyonunu kolaylaştırdı.

Öngörülerin doğru çıktığını gösteren bir diğer işaret ise yalan haberlerin üretilmesi ve yaygınlaşmasına dair tartışmalarda sorumlu tutulan ilk ve neredeyse tek aktörün Facebook olması. Zuckerberg’ün şirketini savunarak Facebook’ta paylaşılan içeriğin yalnızca yüzde 1’lik kısmının yalan haber olabileceğine dair açıklaması yeterli olmadı. Yalan haber üzerine büyüyen tartışma Facebook’a geri adım attırdı ve şirketi yeni yöntemler denemeye zorladı.

Geçtiğimiz senelerde olduğu gibi bu senenin sonuna yaklaştığımız bu günlerde Nieman Journalism Lab gazetecilerin 2017’ye dair öngörülerini yayınladı. Yerel basından algoritmalara, topluluk odaklı gazetecilikten çözüm gazeteciliğine bir çok konuda öngörülerini paylaşan profesyonellerin görüşlerine buradan ulaşmak mümkün.

Peki, 2017’de yalan haber tartışması ve doğrulama açısından gazeteciliği ne bekliyor?



Doğrularda ısrarcı olma zamanı

Der Spiegel’in bento isimli yayınının kurucusu ve editörü Ole Reißmann’e göre, kullanıcıları yanlış haberler konusunda uyarmak yeterli değil. Doğrulama yapan kuruluşlardan uzağa düşmüş kullanıcılara ulaşmak ve farklı yankı fanuslarında dolaşan farklı komplo teorilerine ulaşarak onları anlamlandırmak çok önemli.

“Kamuoyuna gerçek gazeteciliği aşılamak zorundayız; sonuca nasıl ulaştık, gerçekleri nasıl bir araya getirdik? Haber doğrulamak kolay bir şey değil ve herkesi ikna edemiyoruz. Ancak bizim görevimiz denemek. Neyin haber değeri taşıdığı neyin taşımadığı kararını devletlere ya da şirketlere bırakamayız.”

Fact-checking botlarının yükselişi

Geçtiğimiz senenin sonunda, 2016'nın pinokyoların yılı olacağını öngören PolitiFact’in kurucusu Bill Adair ise 2017’ye dair ümitli. Adair 2017'nin fact-checking botları sayesinde "çoğunlukla doğrular"ın yılı olacağını düşünüyor.

“Geçtiğimiz birkaç senede belli bir aşama kaydettik. Teksas Üniversitesi’nden bir ekip ClaimBuster isimli araç geliştirdi. İngiltere’de Full Fact politik iddiaları takip eden araçlar geliştiriliyor. Duke Üniversitesi’nde Share the Facts isimli bir yazılım geliştirerek arama motorlarının fact-checking analizlerini bulmasına yardımcı olduk.”

Adair, dikkatlerin son yıllarda yükselişe geçen fact-checking kuruluşlarının üzerinde olmasını öneriyor ve yanlışlar devam etse bile botlar sayesinde gerçekleri kullanıcılara ulaştırmanın çok farklı yollar kazanacağını ifade ediyor.

Axios'tan Alexis Lloyd 2017'de gazeteciliğin cevabını araması gereken soruyu yöneltiyor: Birbirine görünmeyen farklı kişisel alanların hâkim olduğu ve ortada bir "kamu"nun kalmadığı bir ortamda gazetecilik nasıl kamu hizmeti sağlayabilir?

Tarafların keskinleştiği ve birbirine görünmez hâle geldiği bir politik atmosferde medyanın tüm tarafların güvenini kazanacak şekilde kendisini yenilemesi gerektiğini ifade eden Lloyd ancak böylece doğruların anlamlı ve önemli olabileceği görüşünde.
 

İçerik bataklığına dönüşme riski

News Media Alliance’in CEO’su David Chavern yalan haberlerin kamuoyunu ve seçimleri etkilemedeki gücü üzerine yapılan tartışmalar hakkında “geçmişe bakıp güleceğimiz şeyler” diyor:

“Sebebi çok basit; teknoloji şirketleri kullanıcılarına güvenilir bir atmosfer sunmanın kendi çıkarlarına olacağını anlayacak. Çünkü sorumlu bir platform büyümek anlamına bile gelse asla içerik bataklığına dönüşme riskini göze almaz. Saygınlık meselesiyle ilgili risk çok büyük. İnternetin içinde her zaman yalan haber yayan karanlık ve aptal yerler olacak ancak çoğu insan buralarda takılmayı istemeyecek. Aynı şekilde büyük şirketler de oyunlarını bu alandan uzakta oynamayı tercih edecek.”


 

 

atakanfoca@gmail.com

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.