Anasayfa / BURCU KARAKAŞ / Çocuklarına ölüm ve direniş vadeden ülke
12 Aralık 2016

Çocuklarına ölüm ve direniş vadeden ülke

Welat, Görkem, Ozancan ya da Rozerin... Bu kadar tesadüflere bağlı, bu kadar ucuz olmamalı hayatları



“Bingöl 100. Yıl Ortaokulu 7. sınıf öğrencileri robot tasarladı. TÜBİTAK 4006 Bilim Fuarları Projesi kapsamında geliştirilen ve 300 TL'ye mal edilip 'Hacı Robot' ismi verilen robot, haccın farzlarını yerini getiriyor.”

Bilmeyenler için, TÜBİTAK’ın açılımı “Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu”. İnternet sitesinde vizyonu, “Toplumumuzun yaşam kalitesinin artmasına ve ülkemizin sürdürülebilir gelişmesine hizmet eden, bilim ve teknoloji alanlarında yenilikçi, yönlendirici, katılımcı ve paylaşımcı bir kurum olma” olarak açıklanmış. Hatırlarsanız, Bingöl’deki öğrenciler bu vizyonu, “Hacı Robot” ile genişletebileceğini düşünmüştü. Bilim ve teknoloji adına içler acısı bir durum ama şaşırtıcı değil. Nitekim daha geçen hafta açıklanan uluslararası eğitim değerlendirme testinde Türkiye, 72 ülke arasında 50. sırada yer aldı. 

Yazının tepesindeki fotoğraf, geçtiğimiz aylarda telefonuma mesaj olarak düşmüştü. Bu gördüğünüz çocuklar, Van’ın Çaldıran ilçesine bağlı Evciler ve Yuvacık köylerinin sakinleri. Her gün yedi kilometre yürüyerek okula gidiyorlar. Fotoğrafı gönderen kişi, “Eğitimde çığır açmış ülkenin, geleceği belirsiz çocukları” notunu paylaşmış. Kuvvetle muhtemel anlamadıkları bir dilde eğitim görmek için hemen her gün yedi kilometre yol tepiyorlar. Yine de kim ne derse desin, bu da bir direniş biçimidir. O çocuklar, eğer hâlâ evlendirilmemiş ya da okulu bırakmamış olurlarsa, yedinci sınıfa geldiklerinde belki de dinî vazifelerini yerine getiren bir robot yapmaları beklenecek. O yol her gün sanırım, sadece bunun için gidilecek. 

Başka yol mümkün değil mi? Başka türlü olamaz mı?

Dünyanın önde gelen üniversitelerinin bir tanesinin İnternet sitesinde geziniyordum, son araştırmalara göz gezdirirken buldum kendimi. Nörologların mühendislerle ortaklaşa yer aldığı bir beyin haritası çalışması var. İklim değişikliğinin ekosistemler üzerindeki etkilerini ortaya koyacak bir su altı kamerasının icat edildiği de yazıyor. Disiplinlerarası çalışmalardan fizikçilerin nasıl faydalanabileceği anlatılıyor. 

Başka bir yol mümkün elbette. Ozancan için mesela, mümkün olmuştu bir şekilde. Ozancan Akkuş, eğer hatırlarsanız, geçen Mart ayında Ankara Kızılay’da düzenlenen bombalı saldırıda yaşamını yitirmişti. Ozancan, ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Fakültesi öğrencisiydi. ODTÜ’de ilk senesiydi. Ölmeseydi, bir mucit olabilirdi belki de. 

Direnmek güzel eylem, ölüm ise kaçınılmaz son. Ve fakat çocuk yaşta, bu kadar erken yaşta her ikisiyle de tanışmak zorunda kalmaları neden?

Adı Welat, Görkem, Ozancan ya da Rozerin olsun. Bu kadar tesadüflere bağlı, bu kadar basit ve bu kadar ucuz olmamalı hayatları. Çocuklarına ölümden ve direnmekten başka şey vadedemeyen her ülkenin sonu bataklıktır. Bu çocuklar, ölümden ve direnmekten fazlasını hak ediyor. Ya da soruyu tersten sormalı:

Bu ülke bu çocukları hak ediyor mu?

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.