Anasayfa / MUSTAFA PAÇAL / Altanlar ve adaletsizliğin son otuz saati…
25 Eylül 2016

Altanlar ve adaletsizliğin son otuz saati…

Gelinen aşamanın niteliği, “artık darbecilerle işimiz bitti, işimiz muhaliflerden siyasi intikam almak” şeklinde özetlenebilir

 

15 Temmuz darbe girişiminin henüz siyasi ve toplumsal travmaları atlatılmış değil ve giderek daha da derin etkileri ve sonuçlarına tanık oluyoruz.

Hâli hazırda darbe girişimi için bir meclis araştırma komisyonu kurulamadı.

Darbe girişiminin askerî ve bürokratik alanda temizliği sürerken siyasi alanda henüz bir gelişme ortaya çıkmış değil, adeta istenmiyor da.

Oysaki her türlü darbe ve darbe girişiminin amacı seçilmiş meclisi ve hükümetleri ortadan kaldırmak olduğu hâlde bu alanda meclis iradesiyle bir araştırması ve soruşturması bile halen yapılmıyor.

OHAL nedeniyle darbe süreci KHK’lar üzerinde yönetilmeye çalışılırken özellikle kamuda yapılan işten el çektirmelerde yapılan haksızlıklar toplumsal bir yaraya dönüşmüş durumda bulunuyor.

İnsanlar çaresiz karşı dava bile açamıyorlar. Mağduriyetler on binlerce insanı adeta açlığa ve yoksulluğa mahkûm etmiş boyutlara ulaştı.

Cemaatin darbe girişiminde bulunduğu iddiası üzerinden orduda,kamuda ve toplumsal hayattaki yapılan temizliğin hukuki sonuçları henüz ortaya çıkmamışken, diğer yandan darbe ve cemaatle ilişkilendirilen kimi kişi ve kurumlarda bu süreçte mağdur oluyor.

Özellikle basın, gazeteciler ve yazarlar üzerinde artan baskılar sonucu onlarca gazete ve medya aracı kapatıldığı gibi 120 civarında gazeteci halen tutuklu bulunuyor.

Tutuklamalarda ortaya çıkan bu tablo karşısında Erdoğan “at izi it izine karıştı” demiş olsa bile bu tabloda henüz bir değişiklik olmadı.

Aksine durum daha da vahim hale geldi.

12 gün gözaltında tutulan Ahmet ve Mehmet Altan yapılan polis sorgusunun arkasından savcı karşısına çıkabildiler.

Ve tutuklama talebiyle gecenin bir yarısı mahkemeye sevk edildiler.

Ahmet Altan’ın yaptığı açıklamada belirttiği gibi “darbeye teşebbüs etmelerinin hangi eylemlerinden dolayı” olduğunun hiçbir kanıtı olmadığı hâlde sadece savcının ”kanaatine göre” suçlu bulunarak tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk edildiler.

Mahkeme 22 Eylül sabaha karşı vermiş olduğu kararla Ahmet Altan’ı denetimli serbestlik ve yurtdışına çıkma yasağı ile salıverirken Mehmet Altan’ın tutuklanmasına karar verdi.

Darbe girişiminde bulunan örgütle hiçbir ilişiğinin kanıtlanamadığı bir davada sadece bir tv programında “darbe olabileceği” tahmininin açıklanması üzerinden darbe yapanlarla irtibatlı olabileceği kanaatiyle bir yazarın ve gazetecinin suçlanarak tutuklanabileceği bir dönem bu dönem.

12 Eylül darbesinde bile böyle davalar görülmedi.

Bu dava sonuçta yargının “niyet okuma” üzerinde kararlar verebileceği emsal bir diğer dava özelliği de kazanmış oldu. 

15 Temmuz darbesinin siyasi ayağının ortaya çıkmasını sürekli erteleyen ancak siyaseten muhalif görüşte olan aydın, gazeteci ve yazarların üzerine acımasızca gidilen bu durumun niteliği, “artık darbecilerle işimiz bitti, işimiz muhaliflerden siyasi intikam almak” şeklinde özetlenebilir.

“İkinci cumhuriyet” teziyle tüm ömrünü özgürlükçü demokrasi için mücadeleyle geçirmiş bir akademisyen ve yazar olan Mehmet Altan’ın “demokrasiye darbe vurmak” suçlamasıyla hapse atılması ayıbı bunu yapanlar için yeter de artar bile.

Bu OHAL baskı rejimi daha ne kadar sürecek bilinmez ama Türkiye’yi yönetenlerin memleketin başına daha türlü belaları getireceği bu gelişmelere bakıldığında net olarak görülebiliyor.

Nerede görülmüş bilmiyorum ama Altanlar davasında soğuk bir Eylül gününde tam yirmi saati Çağlayan adliyesi içinde ve yakınında geçirmiş biri olarak hem uykusuz ve yorgun ve hem de umutsuz olarak bu yazıyı yazmak bana ayrı üzüntü kaynağı verdi.

Bu yazıyı tamamlamıştım ki savcı serbest bırakılmasının üzerinden daha saatler geçmeden Ahmet Altan’ın yeniden gözaltına alınmasını istedi.

Mahkemenin adlî kontrol ve yurt dışı yasağı ile Ahmet Altan’ı serbest bırakması kararına savcının itiraz etmesi sonucu Ahmet Altan yeniden gözaltına alındı ve sonrasında çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine konuldu.

Ahmet Altan’ın tutuklanma gerekçeleri tam ibretlik.

Bundan altı yıl önce genel yayın yönetmenliğini yapmış olduğu Taraf gazetesinde yazmış olduğu yazılar ve yayınladığı haberlerle sözüm ona “orduyu zayıflatmak ve FETÖ’cü darbe girişimine zemin hazırlamak” diye özetlenebilecek bir gerekçeyle tutuklama kararı verdiler.

Bu gerekçenin hiçbir hukuki kıymeti olmadığı ortada ancak bu kararın oldukça siyasi olan yanını gözden kaçırmamak gerekiyor.

O da siyasal İslamcı iktidarla Balyozcu darbecilerin derin işbirliğidir.

Yani dün karşılıklı iktidar kavgası içinde olanlar şimdi bir dikta rejimi üzerinde işbirliği yaparak demokrat aydın gazetecilerin üzerine zalimce saldırıyorlar.

Bu süreci 7 Haziran’da başlattıkları biliniyor.

Bir yandan Kürt sorununda şiddet ve savaş yöntemlerine geri dönmek, diğer yandan ise demokratik alanda bugüne kadar atılmış tüm olumlu adımlardan vazgeçmek diye durum özetlenebilir.

Bakalım başımıza daha ne çoraplar örecekler. 

 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.