Bağımsız Gazetecilik Platformu
Platform for Independent Journalism
Anasayfa / DENİZ ERGÜREL / Tasarım odaklı düşünme atölyesinde öğrendiğim dört şey
28 Ocak 2016

Tasarım odaklı düşünme atölyesinde öğrendiğim dört şey

New York’taki Tow Knight Center’da Girişimci Gazetecilik sınıfından ‘’ders notları’’


“İzleyici kitlemizi nasıl büyütebilir ve etkileşimlerini nasıl arttırabiliriz?”, “Dijital yayıncılığa dair bir ürün geliştirirken okuyucuları da işin içine katmalı mıyız?”

Bu ve benzeri soruların cevabını Tow Knight Center Entrepreneurial Journalism (Girişimci Gazetecilik) 2016 sınıfında düzenlenen atölye çalışmasında aradık. New York Times gazetesi Kullanıcı Deneyimi Araştırma Lideri Emily Goligoski’nin hazırladığı atölye çalışmasının başlığı Tasarım Odaklı Düşünme’ydi (Design Thinking).

Yaklaşık ikibuçuk saat süren bu ilginç atölyede hem Design Thinking kavramını, hem de uygulama tasarımı yapmadan önce kullanıcılarla konuşmanın ne kadar önemli olduğunu öğrenme şansım oldu.
İşte bu ilginç atölye çalışmasından aklımda kalanlar:

1. Tasarım odaklı düşünme (Design Thinking) kavramının temel unsurları nedir?
Tasarım odaklı düşünme (design thinking) insanların ihtiyaçlarına çözüm bulmak için yapılan kreatif bir çalışma yöntemi. Temel unsurları ise şunlar:

- Konuşma ve araştırma. Bu aşamada konuyu netleştirene kadar tıpkı küçük bir çocuk gibi bir çok soru sorup cevap aramalısınız. Hedefiniz kullanıcı kitlesinin ihtiyaçlarını doğru şekilde belirlemek ve bu ihtiyaçlara göre ürün geliştirmek olmalı.

Olabildiğince çok fikri taslak haline getirin. Kullanıcıların sorunlarını tespit ettikten sonra bunlara nasıl çözüm getirebileceğinizi düşünün. Bu aşamada hayal gücünüzü sınırlamamalısınız. Olabildiğince farklı bakış açıları geliştirmeye çalışın. Bunun için çalışma ekibinde farklı ekollerden insanlar olmalı. Basit çizimler yapın. Fikirlerinizi kağıda döktükçe netleştiklerini göreceksiniz.

- Fikirleri toparlama aşaması. Taslak haline getirdiğiniz ufak fikirleri birleştirip onları en iyi hale getirin. Kullanıcılarınızla tekrar konuşun. Bulduğunuz çözümler sorunlarını çözüyor mu? Test edin. Eğer çözümü bulduğunuzu düşünüyorsanız artık uygulamaya geçmelisiniz. Değilse tekrar baştan başlayın.2. “Design Thinking” gerçek dünyanın sorunlarına çözüm getiren entelektüel bir süreç

Tasarım dediğimizde genellikle aklımıza statik bir şey gelir. Oysa tasarım daha çok sürecin kendisidir. Sadece bir objenin nasıl göründüğü değil, o objenin nasıl çalıştığı da tasarımı ilgilendirir.
“Tasarım sadece nasıl göründüğü ve hissettirdiği değildir. Tasarım nasıl çalıştığıdır.” — Steve Jobs

Tasarım odaklı düşünme gerçek sorunlara çözüm getirmek için geliştirilmiş insan odaklı bir metodoloji. Problem çözmek için kullanılan entelektüel bir işlem. Bir problemi çözmenin ilk adımıysa, önce onu bulmaktır.

3. Kullanıcılarınızla sürekli iletişim halinde olun. Açık olun!

İnsanların yaptıklarını söyledikleriyle, gerçekten yaptıkları farklı olabilir. Bu bir ürünü (servisi, uygulamayı vb…) başarıya veya kaçınılmaz başarısızlığa götüren kritik bir detaydır. Gerçek hayatta kimsenin istemeyeceği bir şey geliştirmemek için önce kullanıcılarınızla konuşun ve sorunu belirleyin. Bunun için anket, kullanıcı testi veya mülakat yapabilirsiniz. Açık olun. Kapalı kapılar arkasında inovasyon yapma dönemi geride kaldı.

4. Seçenekleri değerlendirin. Fikirleri test edin ve son halini verin.

“Her zaman yaptığını yaparsan, her zaman aldığın sonuçları alırsın.” — Einstein
Verilen cevaplarla kendinizi kısıtlamayın. Çeşitlilik çok önemli. Olabildiğince farklı çözümler üretin ve bu çözümleri doğru insanlarla test edin, yani ürününüzü kullanacak olan insanlarla. Onları her zaman dinleyin.  Geliştirme süreci öncesi ve sonrasında sürece dahil olmalılar. Kullanıcıların sorununu ne kadar iyi çözerseniz, fikriniz o kadar çok beğenilir.

Peki atölye çalışmasında ben ne yaptım?
 
Emily Goligoski, teorik bilgilerini paylaştıktan sonra bizden yanımızdaki kişiyle konuşup gerçek hayattaki bir sorununu bulmamızı ve bu sorununa çözüm bulacak bir fikir geliştirmemizi istedi.
Yanımda oturan Şili’li gazeteci Carolina Astuya, bana New York’un soğuk havasını hiç sevmediğini söyledi. Bunun üzerine farklı konseptler geliştirdik. Emily hayal gücünüze sınır koymayın dedi biz de öyle yaptık…
Soğuk havalarda sırt çantasında taşınabilir ısıtıcı fikri geliştirdik :)) 
Aşağıdaki fotoğrafta bu fikrin taslak çizimini görebilirsiniz.



Sonrasında eğlenceli zaman başladı ve el işi kağıtlarıyla fikirlerimizi basit prototip haline getirdik.
Aşağıdaki twitten fikirlerin taslak aşamasından kaba prototipe nasıl dönüştüğünü görebilirsiniz. 
 

My Design Thinking project. "Backpack Heater" The hottest thing in town! @tkcuny #ej16 pic.twitter.com/FgGior8aTC

— Deniz Ergürel (@denizergurel) 22 Ocak 2016
 
Deniz Ergürel teknoloji yazarı, Journy360.com ve Yeyete.com kurucusu.  2016 Tow-Knight Center for Entrepreneurial Journalism

 

Paylaş

Twitterda Paylaş Facebookda Paylaş Google Plusda Paylaş
© P24Blog'da yer alan bütün yazılar teliflidir ve yayın hakkı P24Blog'a aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.